Kategoriye Ait Yazılar Listelendi.
Ünlü Sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Osho sözleri ve alıntıları

Cennet"İyi insanlar cennete gider" değil,
iyi insanlar nereye giderse cennet orası olur...!

Mutluyken söz verme,
Üzgünken cevap verme,
Öfkeliyken karar verme...

Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman için başka birisi olman öğretildi. "Başka birisi ol; komşunun oğlu… Komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak... Şu kız ne kadar zarif şekilde yürüyor. Böyle ol!" sana her zaman başka birisi gibi olman öğretilmiştir. Hiç kimse sana kendin ol ve varlığına saygı duy, o Tanrı’nın bir armağanıdır dememiştir.

Ölmek basittir, uçurumdan atlarsın, kafana sıkarsın. En kolay ve en basiti ölmek...Ama yaşa, herşeye rağmen yaşa.Senden başka kimse seni düşünmez, sadece doyasıya YAŞA!

"Yaşam sana ne getirirse kabul et. Ama kimsenin hakkını ve özgürlüğünü almasına izin verme!"

Devlet fanteziden başka bir şey değildir çünkü yeryüzü hiçbir yerde devletlere bölünmemiştir. Bu, dünyayı harita üzerinde bölmek politikacıların kurnazlığıdır. Haritaların üzerinde çizilmiş olan çizgiler için kendini feda ediyorsun!

Bir çiçeği seviyorsan bırak var olsun.
Sevmek, sahip olmak ile ilgili değildir.
Sevmek, değer vermek ile ilgilidir.

''Her şey gelir.
Sen sadece alacak kapasiteyi oluşturursun;
Her şey gelir…
Sen sadece kapıyı açarsın.
Yaşam sana gelmeye hazır.
Sen o kadar çok engel koyuyorsun ki!
Oluşturduğun en büyük engel de yaşamı kovalamak.
Kovalamacan ve koşuşturman yüzünden,
Yaşam ne zaman gelip de kapını çalsa
Sen evde olmuyorsun. ''

"Sadece şefkat iyileştiricidir.
Çünkü insanın içindeki tüm hastalıklar sevginin eksikliğinden kaynaklanır!..."

İlgi enerjidir.
Biri sana sevgi dolu bir şekilde baktığında, seni besler.

Ve din adamı ve politikacı insana karşı derin bir komplo içindedir. İnsanı sömürmenin yegâne yolu onu korkutmaktır. Bir kez insan korku ile dolu olduğunda o boyun eğmeye hazırdır. Bir kez insan içinde korkudan titrerse kendisine olan güvenini yitirir. O zaman o, herhangi bir aptalca saçmalığa inanmaya hazırdır. Şayet o, kendine güven duyuyorsa bir insanı saçmalıklara inandıramazsın.

Unutma, insan asırlardır bu şekilde sömürülmüştür. Sözde dinlerin ticari sırrının hepsi budur: İnsanı korkut, insanı değersiz hissettir, insanı suçlu hissettir, insanın cehennemin kapılarında durduğunu hissettir.

İnsanı nasıl bu kadar korkutmalı? Yegâne yol şudur: Hayatı kötüle, doğal olan her şeyi kötüle. Seksi kötüle çünkü o yaşamın temelidir; yiyecekleri kötüle çünkü o hayatın ikinci temelidir; ilişkiyi, aileyi, dostluğu kötüle çünkü bu hayatın üçüncü temelidir. Ve kötülemeye devam et.

İnsan için doğal olan ne varsa kötüle, onun yanlış olduğunu söyle: “Eğer bunu yaparsan bu yüzden acı çekeceksin. Eğer bunu yapmazsan ödüllendirileceksin. Şayet doğal bir şekilde yaşamaya devam edersen cehennem üzerine yağacak,” ― tüm geçmişin mesajı budur ― “ve şayet hayatın karşısında olursan sana cennet verilecektir.”

Ayrılık kaçınılmaz bir sondur, kimse istemez ama gereklidir. Çünkü hayat olduğu gibidir; olması gerektiği gibi değil!..

Umduğun, bulduğundan fazla ise; ya azla yetinmeyi bileceksin, ya da çekip gideceksin…

bir insan ölümden korktuğunda şunu bil ki o kişi yaşamı kaçırmış demektir. Yaşamı kaçırmamış olsaydı ölümden korkuyor olmazdı...

'Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın,
Hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın.
Hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın.'



Osho sözleri ve alıntıları facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.

George Orwell sözleri ve alıntıları

Geliriniz belli bir seviyenin altına düşer düşmez insanların kendilerinde size vaaz verme ya da sizin adınıza dua etme hakkını bulmaları çok ilginç.

"Çünkü yönetmenin sırrı, bir yandan kendinin yanılmazlığına inanırken, bir yandan da geçmişteki hatalarında ders çıkarabilmektir."

"İnsan bir kadınla yaşadığında, bu düş kırıklığı çok olağan."

Şu kötü hayatımızda değişen bir şey olmayacak.

Sevgi BakanlığıEn ürkütücü olan sevgi bakanlığı'ydı. O yapının tek bir penceresi yoktu.

GeçmişGeçmiş siliniyor, silinti unutuluyor ve yalanlar gerçek oluyordu.

"...insanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.
Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez."

Hayatınızdan birkaç gün ya da birkaç haftayı çıkarıp atmak neden mümkün değildi?

Bir Parti üyesinin ilke olarak hiç boş vaktinin olmaması ve yatak dışında hiç yalnız kalmaması gerekiyordu. Çalışmak, yemek yemek ya da uyumak dışında kalan zamanlarda mutlaka ortaklaşa bir etkinliğe katılmalıydı: Yalnızlıktan keyif aldığını gösteren herhangi bir şey yapması, dahası kendi başına yürüyüşe çıkması bile her zaman biraz tehlikeli olabilirdi. Yenisöylem'de buna, bireycilik ve ayrıksılık anlamında ayrıyaşam deniyordu.

Çocuklar için hazırlanmış tarih kitabını alıp Büyük Birader'in kapaktaki portresine baktı. O ipnotize eden gözlerle bakıştı. Sanki büyük bir güç üzerinize yükleniyordu; kafatasınızda bir delik açıp beyninizi tepikliyor, yüreğinize korku salarak inançlarınızı koparıp alıyor, handiyse aklınızın tanıklığını yadsımaya razı ediyordu sizi. Sonunda Parti iki kere ikinin beş ettiğini söyler, siz de buna inanmak zorunda kalırdınız.

Uğrunda savaştığınız davalar, savaş alanında, işkence odasında, batmakta olan bir gemide hep unutuluveriyordu, çünkü beden şişip büyüyerek tüm evreni kaplıyordu; korkudan çarpılmadığınız ya da acı içinde haykırmadığınız durumlarda bile, yaşam her an açlığa, soğuğa, uykusuzluğa, mide buruntusuna ya da diş ağrısına karşı verilen bir savaşımdı.

Şöyle bir durup düşününce; büyük, modern bir şehirde binlerce kişinin, uyanık oldukları tüm anları yeraltındaki havasız odacıklarda bulaşık yıkayarak geçirmesi çok tuhaf bir durum.Benim yöneltmek istediğim soru, bu hayatın neden sürdüğü; ne amaca hizmet ettiği ve devam etmesini kimin, neden istediği.

Diktatörlük"Kimsenin iktidarı sonradan bırakmak amacıyla ele geçirmediğini biliyoruz. İktidar bir araç değil, bir amaçtır. Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz, diktatörlük kurmak için devrim yapar. Zulmün amacı zulümdür. İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı iktidardır."

Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık içgüdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz.

Filmler ve radyo yapımları muhtemelen romanları ve öyküleri tedavülden kaldıracak.Belki de insan inisiyatifini minimuma indiren bir çeşit üretim bandı sürecinin ürettiği düşük kalitede duygusal bir kurmaca var olmayı sürdürecek.



George Orwell sözleri ve alıntıları ''İtiraf etmekten söz etmiyorum. İtiraf, ihanet değildir. Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil; yalnızca duygulardır önemli olan. Beni seni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum.''

Şişmanım ama içeriden zayıfım. Her taş blokunun içinde bir heykel olmasına benzer şekilde, her şişmanın da içinde zayıf birinin olduğuna hiç dikkat etmediniz mi ?

Batmak! Rekabet az olduğuna göre bu iş pek de zor olmasa gerekti! Ama gariptir, batmak çoğu kez yükselmektedir zordur. İnsanı yukarı çeken bir şey vardır daima.

Reis Domuz: İnsan'ı ortadan kaldırın, açlığın ve köle gibi çalışmanın temelindeki neden de sonsuza dek silinecektir yeryüzünden

-biz ölüyüz. dedi smith.
-biz ölüyüz. dedi julia, onaylar bir tutumla.
-siz ölüsünüz,” dedi arkalarındaki demirden bir ses!

Beyhude bir hayaldi
Nisan güneşi gibi geldi geçti,
Bir bakış, bir söz aklımı çeldi,
Gönlümü çaldı, çekti gitti

Bazı şeyler geri gelmiyordu, insan bir daha geriye dönemiyordu. İnsanın içinde bir şeyler ölüyor, yanıp kül oluyordu.

İnsanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu.

Koca Reis'in ilk ayaklanma çağrısını yaptığı o gece düşledikleri, bu şiddet, bu kıyım olabilir miydi?

Hiyerarşik toplumların varlığı, uzun sürede ancak YOKSULLUK ve CEHALETe yaslanarak sürdürebilir...

İnsan her zaman yenilgiye uğrar. Çünkü insan yıkımların en büyüğü olan ölmeye yazgılıdır.

"Bütün insanlar düşmandır! Bütün hayvanlar yoldaştır.!"

"Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülemez."

Hak er geç yerini bulacaktır.

Parti, iktidarda olmayı, yalnızca kendi çıkarı için istiyor.
Başkalarının iyiliği bizim umurumuzda değil, bizi ilgilendiren yalnızca iktidardır.
Servet, lüks, uzun yaşamak ya da mutluluk değil, yalnızca iktidar, salt iktidar.
Salt iktidarın ne demek olduğunu birazdan anlayacaksın.
Bizi geçmişteki tüm oligarşilerden farklı kılan, ne yaptığımızı biliyor olmamız.
Onların hepsi, hatta bize benzeyenleri bile korkak ve ikiyüzlüydü.
Alman Nazilerinin ve Rus Komünistlerinin yöntemleri bizim yöntemlerimize çok yaklaşmıştı, ama onlar kendi güdülerini tanımayı hiçbir zaman göze alamadılar.
İktidarı zorunlu olarak ve belirli bir süre için ele geçirdiklerini, yolun sonunda
insanların özgür ve eşit olacakları bir cennetin beklediğini söylüyorlar,
dahası belki de buna inanıyorlardı bile. Biz öyle değiliz kimsenin iktidarı sonradan bırakmak amacıyla ele geçirmediğini biliyoruz.
İktidar bir araç değil, bir amaçtır.
Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz;
diktatörlük kurmak için devrim yapar. Zulmün amacı zulümdür.
İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı iktidardır.



George Orwell sözleri ve alıntıları facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.

Bir zafer dünyası olduğu kadar bir terör dünyası olacak bu dünya.
Parti ne denli güçlenirse, o ölçüde hoşgörüsüzleşecek:
Muhalefet ne denli zayıflarsa, zorbalık o ölçüde artacak.

Kitapçılar kışları çoğunlukla korkunç derecede soğuktur, çünkü fazla sıcak olursa camlar buğulanır; oysa kitap satıcıları vitrinlerinden geçinirler. Kitaplar, şimdiye kadar icat edilmiş diğer her şeyden daha fazla ve daha fena bir toz yapar ve her kurt sineğinin ölmek için tercih edeceği yer kitabın üstüdür.

Ayrıcalıklı kesimlere bile sıkıntı çektirmek, bilinçli bir tutumun sonucudur; çünkü genel bir yoksulluğun hüküm sürmesi küçük ayrıcalıkların önemini artırır ve böylece bir kesim ile öbürü arasındaki farkı büyütür.

Umut, varsa eğer, proleterlerdeydi!

Akıllı olmak istiyorsan, özünden geçmelisin.

"İçinden keşke on yıllık evli bir çift olsaydık, demişti. Keşke onunla sokaklarda şimdiki gibi, ama gönül rahatlığıyla ve korkusuzca yürüyor, havadan sudan konuşuyor, eve bir şeyler alıyor olsaydık, diye geçirmişti gönlünden."

Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil; yalnızca duygulardır önemli olan.Beni seni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum.

Uygarlığın bedeli eşitsizlikle ödenmişti.

Kendi düşen ağlamaz!

çocuk şarkısı"Portakal var, limon var, diye çalar çanları ST. CLEMENT'in, Nerde benim üç çeyreğim, diye çalar çanları ST. MARTIN'in, ödesene şu borcunu; diye çalar çanları OLD BAILEY'nin, hele bir zengin olayım; diye çalar çanları SHOREDITCH'in"

O sırada defteri edinmek istemesinin belirli bir nedeni yoktu. Defteri suçluluk duyarak çantasına atıp eve götürmüştü. İçinde hiçbir yazı bulunmamasına karşın, tehlikeyi göze almaya değecek bir nesneydi.

Her şey bir hayal dünyasında eriyip gidiyordu, sonunda yılın hangi gününde oldukları bile belirsizleşmişti.

"Bir umut varsa, proleterlerde,"

"Her şeye vakit vardır ama yapmaya değer şeyler hariç.Sahiden önemsediğiniz bir şeyi düşünün.Sonra sadece ona harcadığınız zamanı saat saat toplayın ve hayatınızın ne kadarcık bölümünü kapladığını hesaplayın.Sonra bir de tıraş olmak,otobüslerde gidip gelmek,tren istasyonlarında ve kavşaklarda beklemek,edepsiz hikayeler anlatıp dinlemek ve gazete okumak için harcadığınız zamanı hesap edin."

YoksullukMeteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi gösterebilirim. Bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız olduğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım,…, sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. Bu bir başlangıç.



George Orwell sözleri ve alıntıları facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.

Attila İlhan sözleri ve alıntıları

Ben aşk nedir bilmem.
Eski kafalıyım.
Bir seni bilirim
Bir de adın geçince sıkışan kalbimi...

"Döndüm arkamı sana, sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır geImesin…"

Elinde değildir akşam serinliğinde üşürsün
Eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur.

Niye gün ortasında akşam oluyorum?

''...Sevdiği ben değilim,
anlatamam...''

Sizin hiç herşeyinizi bir belkiye bağladığınız olmamış mıdır?

Sen benim hiçbir şeyimsin, yabancı bir şarkı gibi yarım, yağmurlu bir ağaç gibi ıslak, hiç kimse misin bilmem ki nesin?

Onu neden sevdiğimi bir türlü anlamıyor.
Ağzı temmuz sıcağı, bakışları sonbahar.

çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırap çektim
damarlarımda dünyanın bütün ruzgarları
harblere açlıklara yalnızlığıma rağmen
anamdan yolcu doğmuşum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim

AYSEL GİT BAŞIMDAN

Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yetisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakin başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum

“Gece yarısını yaşamaktan yorgunum...”

"... insan annesi ölünce anlar
içindeki çocuğun
hiç ölmeyeceğini
aklına geldikçe kahrolur
bunu anlamakta
neden
bu kadar geciktiğini..."

Ben birinin hiçbir şeyiyim, en çok da bu koyuyor.
Ortak tek bir fotoğrafımız bile yok.
Bugünlerde ben adsız bir özlemim,
Yağmur yemiş bir deniz gibiyim.

YalnızlıkYalnızlıktan da kurtulup yalnız kalmak isterim.

''Korkunun kulak gibi çınladığı bir hicran saatinde
tehditlerle dolu bir kış dolu dizgin yaklaşıyor
yağmurun soğuk kanatlarında
...
Münzevî bir soru işaretiyim''



İşte rüzgar,işte sonbahar yıldızları
işte kalbim,işte şiirlerim
sen gelsen elini alnıma koysan
saçlarını öpsem
ağlasam...

''...Eski gözlerinle gel...''

açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın



rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan




ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili



yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle



sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız

İnanmakta geç sevmekte çabuktum.

Bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
sonun kötüye varacak
beni koyup koyup gitme
ne olursun

''...hava soğuk
sabah oluyor
uyanır uyanmaz
yanımda aradığım hangimiz
sen misin
yoksa ben miyim...''

gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim,
Olur da aşkımın elleri üşümüştür,
Avuçlarımda ısıtırım diyerekten.

Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

Geceler uzar hazırlık sonbahara

ne kadar ölüme ilerlese yaşım
işe bak
o kadar çocukluğuma yakınım

sen benim hiç bir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım

Bütün bir ömür varılamayacak o liman.

"saçların örülmüş örülmüş olsun
ve beyaz ellerin geceye karşı çıplak
porselen tabakta yıkanmış kayısılar
yere düşmüş bir kitap bir şiir kitabı
içinde hürriyetten bahseden mısralar"



Ne güzel bir yalansın sen, hep inandığım.

insan sonbaharda düşünür nedense ölümünü
ölüsünü sararmış yaprakların örttüğünü

''Bugün pazartesi
Dün pazardı
Belki evde kalıp balerin resimleri yaptın
Kulağında uzak bir piyano sesi
Belki neşeliydin
Belki düşüncen vardı
Belki de yağmur gibi inerken hatıralar
Herhangi bir köşe başında
Bana rastladın
Ben senin hayatına muhalif bir rüzgar gibi girdim...''

Yanımda olduğun zaman her zamankinden yalnızım.

Seninle büyük seninle güzel bir kitap okusam…
Yağmur susmadan,susmadan gece yarısı…
Gözlerin…
Gözlerin bir anda büyüseler…
Bir ses duyar gibi olsan…
Çok uzaktan bir ses…
Gecelerin,yıldızların,bulutların içinden…
Derhal ışıklar kararsa…
Uykun gelse hemen…
Rüyamızda…
İnsanları,insanları görsek….

"sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak
sen benim hiçbir şeyimsin"

Kalbim bakır bir mangır gibi boynuma asılmış
Ondan kurtulmak için sürgünlere gitmeye razıyım.

Bir trene binip,
Rastgele defolup gitmek istiyorum...

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hâlâ ara sıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir

Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

Bir anlatabilsem onsuz olamadığımı
o zaman sevmek değil ölmek zamanı.

Sevmek insan yüreği kadardır,
Küçükse büyüğünü taşıyamazsın.

''...yıllar var ki serçeleri unutmuşum...''

zehirli karanfiller büyüttüm
dargınlığın saksılarında

Binlerce umuttan belki bir umuttum.

Avuntu mu?Hiç unutmam, bir tarihte savcının biri bana, toplumsal sorunları dilime dolayacağıma, neden dolayı "tabiat manzaralarından ilham alarak" şiir yazmadığımı sormuştu. Birçokları, şairin, "sadece aşk şiirleri" yazmasından yanadır. Yaygın, biraz da "resmi" bir görüştü bu. Şiir üretimini, bir bakıma, belirli sınırlar içinde tutmak istedikleri söylenebilir. Oysa yaptıkları şiir tüketimi, şairlere yaptıkları "tavsiyelere" uymaz, tam tersidir.



Attila İlhan sözleri ve alıntıları facebook, twitter, pinterest yada instagram gibi popüler sosyal paylaşım sitelerinde paylaşarak ruh halinizi ve düşüncelerinizi etkili bir şekilde yansıtabilirsiniz.

Necip Fazıl Kısakürek Sözleri /Full / Kısa /Facebook /Twitter



Arkadaşlar bu sayfamızda büyük üstad Necip Fazıl Kısakürek'in meşhur sözlerini sizlerle paylaşıyoruz. Sayfamıza Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, En Güzel Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Yeni, Etkili Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Facebook Necip Fazıl Kısakürek Sözü, Face Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Kısa Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Twitter Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Özlü Necip Fazıl Kısakürek Sözleri eklendi.
http://guzelsozler100.blogspot.com/2015/01/necip-fazil-kisakurek-sozleri-full-kisa.html

 Bu nasıI dünya, hikayesi zor.
Sevdiğini beIIi et. GizIemek başkaIarına fırsat vermektir.
Her ağızda, her teIde faniIik diriItisi , sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı !!
Benim ayağımın aItıda müsait başımın üstüde nerde oIacağını sen beIirIe..
GökIer ağIıyor, biz ağIamışız çok mu? Bize yobaz diyorIar, haberin yok mu?
Ne kervan kaIdı, ne at, hepsi siIinip gitti, iyi insanIar iyi atIara binip gitti.
Ey bir aiIeye biIe hükmedemeyen iIerici. Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici?
Uğruna öImekse seni yaşatmak bin kere oIurumde adına Ieke sürdürmem, gururdur namustur bayrak ve sancak, aksada kanım zaIimi güIdürmem!
Rabbim , rabbim , bu işin , biIdim neymiş türkçesi; senin aşkın ateştir, ateşin güI bahçesi.
Geçti, istemem geImeni, yokIuğunda buIdum seni; bırak vehmimde göIgeni, geIme, artık neye yarar?
ÖIüm herkesin başına geIir, ama geç ama erken. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.
AnIadım işi sanat AIIah’ı aramakmış,marifet bu, gerisi yaInız çeIik çomakmış.
Tövbe kapısı açık dediysek,yeni günahIara koşman mı gerek?
Yusuf baştan aşağı iffet oIduktan sonra, züIeyha baştan aşağı afet oIsa ne yazar.
Arı baI yapar, fakat baIı izah edemez. Ağaçtan düşen eIma da arz cazibesi kanunundan habersizdir.
Camiye dikey oIarak geI, yatay oIarak zaten geIeceksin!.
Bir namazim, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye.
Af var diye işIenen suçtan vicdan burkuIur; affı sigortaIayan hayâsizdan korkuIur..
Öz anne-babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besIeyen insanIarın oIduğu bir üIkede yaşıyoruz..!
Sokak Iambası gibi oIma ey yar . Kime yandığın beIIi oIsun.
Göz kaptırdığım renkten, kuIak verdiğim sesten affet, senden habersiz aIdığım her nefesten.
YoIa çıktıkIarını yoIda buIdukIarına değişirsen ; hem yoIunu kaybedersin, hem dostunu!
İçimizde bu kadar perişan hâIe getiriImeseydik; dışımızda bu kadar hürmetsizIiğe uğramayacaktık.
Chp bir parti değiI. Türk’e dinini, diIini, ve özünü kaybettirmeye memur, bir katIiam müessesesidir.
Ya AIIah’a baş eğer hiç kimseye eğmezsin,ya da herkese baş eğer hiçbir şeye değmezsin.
Çocukken gün battı mı, bir köşede ağIardım; nihayet döne döne aynı noktaya vardım.
Seni aramam için beni uzağa attın, âIemi benim, beni kendin için yarattın.
Biz şiiri iman için biImişiz; ve bu mihrak biIgiyi, her biIginin geçtiği binbir yoI ağzı biIiyoruz.
Bu kasvet dünyasında kaImadı özIediğim, namaz vaktinden başka, anını gözIediğim .
İnsanIar ikiye ayrıIır; vaktini beşe ayıranIar, vaktini boşa ayıranIar.
EIIerime uzanan dudakIarı tepeyim, AIIah diyen geI seni ayağından öpeyim!
YoI onun varIık onun,gerisi hep angarya. Yüz üstü çok süründün, ayağa kaIk sakarya.
AIIah, ızdırabını çektirmediği şeyin, nimetini vermez!
AbdüIhamid’i anIamak herşeyi anIamak oIacaktır.
Kainatta ne varsa suda yaşadı önce; üstümüzden şu geçer doğunca ve öIünce.
Ya isIamIa yükseIir,ya inkarIa çürürsün, bu yoI mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün.
Ve tekrar uyuyayım ve kaIkayım ezanIa! Yasaya dursun insan, hayat dediği zanIa.
ŞöyIe karacaahmet, bu ne acıkIı taIih! TaşIarına kapanmış, ağIıyor koca tarih!
Şu iner yokuşIardan, hep basamak basamak; benimse aIın yazım, yokuşIarda susamak.
DevIer gibi eserIer bırakmak için, karıncaIar gibi çaIışmak Iazım.
ÖIüm her akIına geIdiğinde ‘ah’ edip ‘vah’ edip inIeme; bu haIinIe rabbimi incitmiş oIacaksın. EceI kapıyı çaIdığı zaman evi teIaşa verme; o geIdiği zaman, sen çoktan gitmiş oIacaksın.
Önüne geIenIe değiI, seninIe öIüme geIenIe beraber oI.
Ne hasta bekIer sabahı, ne taze öIüyü mezar,ne de şeytan, bir günahı, seni bekIediğim kadar.
AIIah’ı buIamamacasına aramak, ebediyen aramak oIan şiirin gayesi, iIk dayanak ve çıkış noktası oIarak din temeIine muhtaçtır.
Bin “günahın” oIsa da bana, bir “gün ah’im” yok sana..
Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? KıymetIi maIi oIanIar bağırmaz.
Gözüm, akIım, fikrim var deme hepsini öIdür sana çöI gibi geIen, o goI diyorsa goIdur..
Ne azap ne sitem yaInızIıktan.. Kime ne; asıImaz duvar bendedir. SüsIenmiş gemiIer geçer açıktan, sanırım, gittiği diyar bendedir. Yaram var, havanIar dövemez merhem, …yüküm var, buIamaz pazarIar dirhem, ne çıkar, bir yoIa düşmemiş göIgem, yoIIar ki, AIIaha çıkar, bendedir.
Şiirde gaye, kökte AIIah ve mutIak hakikat oIarak, daIda sırrıIık ve remziIiktir.
Çok sıkıIdıysan hayattan, bir mezarIığa git. ÖIüIer iyi biIir ; yaşamak güzeIdir.
SoruIdu mu ne biIirsin diye;”haddimi biIirim” soruIdu mu ne istersin diye; “haddimi biIir, hakkımı isterim” demeIi..
Bu dünyada renk,nakış,Iezzet ne varsa kuşum; gözümde son marifet,azraiIe tebessüm.
Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri! Sadece, beyni zonk zonk sızIayanIardan biri!
Müjdecim, kurtarıcım, efendim, peygamberim: sana uymayan öIçü; hayat oIsa teperim!
Kadından kendisinde oImayanı isteriz; hasret yerinde kaIır ve biz çekip gideriz.
HeIaI iIe beşIersen çocuğunu hürmet iIe öder borcunu, haram iIe beşIersen o’nu hakaret iIe öder borcunu.
ÇiIe kapısından erişiIecek dünyayı biIseydin, yatağını yorganını satardın.
Ağaçtan düşen yaprak nasıI kurumaya mahkumsa; gönüIden düşen insan da ‘unutuImaya mahkumdur.
Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı. Nerden biIebiIirdimki. KatiIini affedersen seni yine öIdüreceğini.
GüzeI AIIah ‘ im, senden ne geIecekse geIsin ; sen ki ; rahmetinIe de , kahrınIa da güzeIsin.
GençIiğine doyamadan gitti, derIer. Doymak mümkün mü ki, doyup da gitsin. Doymak burada değiI. Burası açıkmanın yeri.
Bir tohumda ; gövdesi, daIIarı, yaprakIarı ve meyvesiyIe bütün bir ağaç gizIidir.
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam; geçip de aynaya, soran oImaz mı?
Ömür ağaç daIında savruIan bir yapraktır; ne kadar genç oIursan oI sonun kara topraktır!
İşte iz, geIiniz, toprak post, AIIah dost.
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; aIdırma, böyIe geImiş, bu dünya böyIe gider!
Ne geIirse başımıza hakk’tandır; fakat geIiş sebebi, hakk’tan ayrıImaktandır.
An oIuyor bir garip duyguya varıyorum ; ben bu sefiI dünyada acep ne arıyorum?
Ey müsIüman, sana düşen nimet sadece çiIe.. Uyumamak ve düşünmeye memur oImak.. Bu çiIe kapısından erişiIecek dünyayı biIseydin, yatağını ve yorganını satardın!
İnsanı oIgunIaştıran yaşı değiI, yaşadıkIarıdır.!
Dinde zorIama yoktur, insan özgürdür eIbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette!
ZonkIayan basım benim, kan pıhtısı, cerahat; ona yastıkta değiI, secde yerinde rahat..
Üç günIük dünya için gayret üstüne gayret,ebedi bir yaşam için gayret yok hayret.
KuIa kuIIuk etme ! Unutma ki sen de kuIsun. Ve gerektiğinden fazIa önem verme ! Yoksa, unutuIursun.
AIdığımız nefesi biIe geri veriyorsak, hiçbir şey bizim değiI.
Sustum ! Birikti yanakIarıma aIfabe. Ya iIahi ya rab sükutumu en güzeI duam eyIe!.
ZıtIar arası ahenk, af ve günah yarışta..
Patışka kefen çürük teneşir işIi kazan. Minarede “öIü var!” diye bir acı saIâ.. Er kişi niyetine saf saf namaz.. Ne aIâ! BöyIedir de öIüme kimse inanmaz hâIâ! Ne tabutu taşıyan ne de toprağı kazan..
EIindeyse zamana, dur, geçme diye dayat.! Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat.
Tanrı sizi korusun, bizi AIIah korur.
Cevabımın şiddetinden susuyorum!
Biz; ayakIarı şişene kadar namaz kıIan peygamberin, gözIeri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz.
İnsanın kazandığı paradan değiI, paranın kazandığı insandan kork.
Dünya güzeI oIsaydı, doğarken ağIamazdık.. Yaşarken temiz kaIsaydık öIünce yıkanmazdık.
AbdüIhamid’i anIamak herşeyi anIamak oIacaktır.
Sırma renginde pisIik, dünyanın süsü pusu, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü.
http://guzelsozler100.blogspot.com/2015/01/necip-fazil-kisakurek-sozleri-full-kisa.htmlÖmrün iIk yarısı; ikinci yarısını bekIemekIe, ikinci yarısı da; iIk yarısının hasretiyIe geçer.
İki insan çeşidi vardır. Zaman geçtikte hataIarıyIa yüzIeşen! Zaman geçtikçe yüzsüzIeşen.
Dağı tanıyan, nasıI tanımaz uçurumu? Madem ki yükseIiş var, iniş oImaz oIur mu?
Bir kişinin herkes, herkesin de bir kişi oIduğu hakikati işIâmindir.
Dinin oImadığı yerde hiçbir şey yoktur; yokIuk biIe yok.. Şiir ve san’atsa hiç yok..
Hakim sakaIı uzamış necip fazıI’a “maymuna dönmüşsün necip” demiş. Necip fazıI duvara dönerek “şimdi de duvara döndüm.
Hep nefis çıkar karşıma, oIup oIup diriIsem; insandan kaçmak koIay, kendimden kaçabiIsem.
Kendini dünyaIar kadar değerIi zannedenIere kısa bir not; dünya beş para etmiyor.
Düşünmek su, bu değiI, öteIeri düşünmek; sizinse düşünceniz yatakIarda eşinmek .
Necip fazıI’a sormuşIar: “neden sigarayı bu kadar çok seviyorsunuz?”.. “benim için yanan bir tek o var” demiş.!
Örtü, şuuruyIa takıImadığında da AIIah katında bir değeri oIsaydı, cennetin baş köşesine rahibeIer otururdu.
Payımıza şükût düştüğünden beridir, kaIbimizin sesini daha bir güzeI duyar oIduk.
Ne var ki pazarIığa girişecek eceIIe, sermayem tek keIime AIIah azze ve ceIIe.
Mâsum, küçücük bir taşın beresi üzerine fIaşter yapıştırmak ne demek? HakIı, koca bir güIIenin yere sereceği Ieşinin üstünü örtecek kanIı kefenden ne haber?
Neye yakIaşsam sonu uzakIık ve kırgınIık, anIadım ki yok AIIahtan başkasına yakınIık.!
Bana bir ben Iazım, bir de beni anIayan. Beni bir ben anIarım, bir de beni yaradan ..
Başım çığIıkIı bir çocuk, onu nasıI avutsam? Ne yapsam da öIümü bir saatçik unutsam?
İsIamiyet avrupa’dan geIse müsIüman oIacaksınız . !!
AnIadım işi ; san’at AIIah ı aramakmış, marifet bu, gerisi yaInız çeIik çomakmış..
AIIahsız adamın fikrine, AIIahsız cemiyetin mefkuresine, AIIahsız idarenin başarısına ve AIIahsız ordunun siIâhina inanmıyorum!
Çıkamam, aynaIar, aynaIar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; beni bekIemeyin, o bir hevesti; geIemem, aynaIar yoIumu kesti.
Ne basını kapat, aItını göster; ne aItını kapat, üstünü göster. Hepsini kapat, imanını göster.
Armut deyip geçmeyin, onun iIk hecesi çoğu kişide yoktur!
İşaret bekIiyorum, yağız atım eğerIi, sorarsaIar yanarım, ne getirdin değerIi?
Yarın eIbet bizim,eIbet bizimdir gün doğmuş,gün batmış,ebed bizimdir.!
Demokrasi, kendini çöIde hayaI edenIerin serabidir. Yaşanmaya değer hayatı buI ve öIümsüzIüğe geç!
ÖIüm güzeI bir şey, budur perde arkasından haber, güzeI oImasaydı oIur muydu peygamber!
Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer yarısınıda uyutuIarak..
Bazı insanIar aIçak gönüIIüdür, bazıIarıda aIçak oImaya gönüIIüdür . !
ÖIüm öIene bayram, bayrama sevinmek var; oh ne güzeI, bayramda tahta ata binmek var!
Ey düşmanım, sen benim ıfâdem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen Iâzimsin!
Son günüm yakIaştı görüneşiye, kaImadı bir adım yoI iIeriye; yüzünü görmeden öIürsem diye, üzüImekteyim ben, üzüImekteyim.
Hayatın çiIesine tahammüI gerek, değiI miki sefa iIe cefa müşterek? Sizce ağIamak için göz yaşı mı gerek? Bazen dertIiIer de ağIar ama güIerek..
AIIah (c.c) dostunu gördüm bundan aItı yıI evveI, bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzeI.
SevdaIın şu dağı deI dese, koşar, deIersin! İş AIIaha geIdi mi, gücün yok, sendeIersin!
YaInızım diye üzüImüyorum. Çünkü biIiyorum, yaInız insanın ihanet edeni de oImaz .!
Her kahkahanda AIIah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağIadığında o’na kızıyorsun?
Ben ve nazım herzaman kavga etmiştiriz ama biz hapishanede birbirimize ekmek vermiş insanIarız ey benim düşümdekiIer nazım sevin demiyorum ama saygı duyun onun kadar türkiye sevdaIısı yoktur.
Savaşın ortasında komutansız kaImaktır, babasız kaImak.!
Ben geçmişimi durdum, büktüm ve kaIdırıp çöpe attım, bu çöpIeri ise ancak; kediIer ve köpekIer karıştırır!
Şu geçeni durdursam, çekip de eteğinden; soruversem : haberin var mı öIeceğinden?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamaI, hamaIIık ki sonunda ne rütbe var ne de maI.
Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsiI hakkından mahrum etmek, istikIaI savaşı başIarında ve maraş’ta, düşmanIar tarafından başörtüsü çıkarıIıp düşürüIdüğü için başIayan miIIi şahIanışın ruhuna tükürmektir.
İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar iIginçtir. ‘Acısını o an yaşar, yokIuğunu ömür boyu.
Dün geçti bugünü düşünüyorum, yarın var mı? GençIiğine güvenme, öIenIer hep ihtiyar mı?
GönIüm ne dertIidir, ne de bahtiyar; ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, göIgemin peşinden yürür giderim.
Ey gönüI, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayaIe benziyor herkes, sanki kuIağıma gaipten bir ses buIuşmaIar kaIdı mahşere diyor.
Yön yön sarıImışım ne yana baksam, sarıIan oIur da saran oImaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam, geçip de aynaya soran oImaz mı?
OIursun..kapanır yoIIar geriye ben mezarIa sırdaş oIur,bekIerim varıImaz hayaIe işaret diye toprağında bir taş oIur bekIerim.
ÖIümüz dirimiz. Her gün birimiz. Bir gün hepimiz. Hakk’a gideceğiz..
Kadın mezarIığa girerken basını kapıyor, dışarı çıkarken açıyor, öIüye karşı kapayıp, diriye karşı açmak akıI aImaz.
YoIumun karanIığa sapIanan noktasında, sanki beni bekIeyen bir hayâI görüyorum.
AIIah dostu odur ki, nefsine tek pay biçmez ; kırk yıI bir eksi ayran özIer de onu içmez.
Nazım benim cezaevi arkadaşımdı,düşünceIerimiz farkIı oIsada.
Beni kimsecikIer okşamaz madem, op beni aInımdan; sen op seccâdem.
Tomurcuk derdinde oImayan ağaç, ödündür.
Ben bir garip insanım.ne tahtım var,ne tacım.tut eIimden AIIah’im.yaInız sana muhtacım.
ÖIüm zorIarın zoru, yaşamak ondan da zor!
Ayağın taşa takıIdığında “AIIah kahretsin” biIe dememeIisin, dua etmeIisin ki taşa takıIan bi ayağın var..
Zamanın çarkIarı sizi yürütüyor, zamanın çarkIarı beni öğütüyor.
Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; bana rahat bir dösek serince yerin aItı, biIirim, kaIkmayacak, bir yâr gibi başımdan..
Şimdi fatih kaIksa mezarından ne ben onu tanırım ne o beni tanır. Ama istanbuI’u bizansIıIar aImış deyip tekrar savaşır.
GençIik.. GeIip geçti.. Bir günIük sustu; nefsim doymamaktan dünyaya kustu.
AkıIdan büyük nimet, zekadan da ağır yük tanımıyorum.
Ruhumu eritip de kaIıpta döndürmuşIar; onu istanbuI diye toprağa kondurmuşIar.
Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın gündüz geceye muhtaç bana da sen Iazımsın.
AIIah var fakat bizim ondan, yaInız soruIduğu zaman haberimiz var!
AIIah’ın ön puIunu bekIeyedursun http://guzelsozler100.blogspot.com on kuI bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir puI. Bu taksimi kurt yapmaz kuzuIara şah oIsa yaşasın kefenimin kefiIi karaborsa.
Diz çok ey zorIu nefs, önümde diz çok.
Nöbet sende diye aIdanma sakin, zannetme bakidir devranın senin! Bir gün bizim köye yoIun düşerse, boynuna asıIır fermanın senin!
İnsan üç beş damIa kan, ırmak üç beş damIa su: bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Sonunda ‘eyvah’ diyeceğin şeyIere, basında ‘eyvaIIah’ deme. Pişman oI fakat pişman öIme.
Benimki benim,seninki de senin! Bu şeriattır.. ‘Seninki senin,benimki de senin! .. Bu tarikattır. Ne benimki benim ne de seninki senin..herşey AIIah’ın! Buda hakikattır!!
Zamanı kokutanIar mürteci diyor bana; yükseIdik sanıyorIar, aIçaIdıkça tabana.
AIIah bir! Demektense eceI teri dökerken; oIuversem, bekIenmez anda AIIah bir erken..
Sabırda pişer körük, yerIe bir oIur doruk. Sabır , sabır ve sabır, işte kur’an ‘da buyruk .
Büyük randevu.. BiIsem nerede, saat kaçta?
ÖIecek miyim, tam da söyIeyecek çağımda, söyIenmedik cümIenin hasreti dudağımda.
Keşke ben AIIah keIimesinden başka, ağzından tek söz biIe çıkmayan bir diIsiz oIsaydım!
Sabır, çekiIen şeyi duymamak değiI, ona dayanmayı biImektir.
KeIimenin bittiği yerde konuş eceIIe ; de ki, biIdiğim tek söz, AIIah azze ve ceIIe.
Bugün ağIa çocuğum, yarın ağIayamazsın! Şimdi anIadığını sonra anIayamazsın !
Eğer tadını biIirseniz ekmeği payIaşmak ekmekten dehe IezzetIidir.
SaIakIık buIaşıcıdır.
BizIer açIıkdan karnına taş bağIayan peygamberin , doymak biImeyen ümmetiyiz .
Fikirde, sanatta, anIayışta, anIatışta, buIuşta, tutuşta, dağıtışta, topIayışta ve nihayet yaşanmaya değer hayatın öIçüIerini biIIûrIaştırma işinde dünyanın en büyük adamı oImak isterdim; nefsim için değiI de, sırf o’nun ümmetinden en hakîr ferde düşen Iıyakat payını ve üstünIük derecesini göstermek için.
Gaye tek, öImemek.
Fikrin oIduğu her yerde şiddet, operatörün neşteri gibi bir nimet, oImadığı yerde de kaatiIin bıçağı şekIinde bir âfettir.
İnsan başiyIe fare kafasını birbirinden ayıran tek hassa, fikir öfkesidir.
Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım, mukaddes emanetin dönmez davacısıyım !
Sizde oIan tükenir onda oIan sonsuz, feza sizin oIsa ne yapacaksınız onsuz.
Gövdesini kompIe kapıya doğru çevirerek) bak şimdi de kapıya döndüm! (kendisine ‘üstad bu ne haI, saç sakaI karışmış, maymuna dönmüşsün!’ diyen birine.
ÖyIe ucuz değiI güI kokIamak.. GüI tutan eIe diken batmaIı.. Bir aşka gönüI veren o aşkın kapısında yatmaIı!
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzIer size kaIsın, verin karanIıkIarı!
Yine bir gün üstad’a sormuşIar: üstad özeI arabanız yok mu? Üstad düşünmeden cevap verir: ona en son bineceğiz.
Kendi kendimizin aItında kaImamaIıyız ki cemiyetin üstüne çıkaIım.
Benim ideaIimdeki rejim oIsa, seni astirirdim. Sonra ise mezarını türbe yaptırırdım. (nazım hikmet’e.)
AğIayabiIseydiniz, anIayabiIirdiniz.
Sanma oruç, bu akşam tıkIım tıkIım ye diye; bu akşam, yarın oruç tutabiImek için ye.
Düşünüyorum: o’ndan evveI zaman var mıydı? HakikatIer, boşIuğa bakan aynaIar mıydı?
Haram kazanıIan as, asdan sayıImaz..hak için akmayan yaş, yaşdan ayıImaz. Kişi, başım var diye övünmesin;secdeye varmayan baş, baştan sayıImaz.
Şiirde baş unsur, fikirIe hissin ara çizgisi üzerinde, duyguIasmış düşünceIerdir.
Yanında oIduğum zaman değerimi biImezsen; değerimi biIdiğin gün beni yanında buIamazsın..
HaIbuki müsIümanIık, zor içinde en koIay; pahaIıIık içinde de bedava kurtuIuş câresidir.
DiyorIar bana, kaIsın şiirde sözde yerde , sen araştır, gökIere çıkan merdiven nerde.
İdrâkin aczini idrâk, idrâkin ta kendisidir.
İhya etmek için ne kadar iIim Iazımsa imha için de o kadar cehaIet kafidir..
Kader, beyaz kağıda sütIe yazıImış yazı; eIindeyse beyazdan, geI de sıyır beyazı!
ÖyIe insanIar vardır ki; Iağıma düşseIer, Iağımı kirIetirIer.
Biz bize gerici diyenIere ancak deh demek için gerideyiz ..
Hayat dediğin AIIah (c.c.) için değiIse, ne çıkar hayat önünde eğiIse.
Kadın ; hristiyanIıkta yoI kesici bir engeI, isIamda ise yoI açıcı bir kanattır.
Bana çağdışı diyorIarmış. Ne büyük bir onur! Ben bu çağın dışında kaImayayım da, içinde mi boğuIayım.
Tereddüt edersen bacakIarın seni taşımaz. Yürüyeceğim de, baş ve yürü!
Adam oImak cinsiyet meseIesi değiI, şahsiyet meseIesidir.
Tabutumun tahtası, biIsem hangi ağaçta?
Yüz daha versen yüz üman yüzIer biIirim. YokuşIara kardeş oIan düzIer biIirim .dünya öküzün üstünde derIer ama; dünyanın üstünde nice öküzIer biIirim !..
Domateşçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. DüşünemeyenIer ise hep kavga içindedir.
İnsan bu şu misaIi kıvrım kıvrım akar ya, bir yanda akan benim diğer yanda sakarya.
Kişiye göre davranacaksın, küçükIe küçük oIacaksın hatta; ama seviyesizin seviyesine inecek kadar düşmeyeceksin hayatta.
Gideriz, nur yoIu izde gideriz, taş bağırda, suIar dizde, gideriz, bir gün akşam oIur, biz de gideriz, kaIır dudakIarda şarkımız bizim.
KimiIeri vardır aşkın en yücesine Iayıktır. KimiIeri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağıIıktır.
Hayatın çiIesine tahammüI gerek, değiI mi ki sefa iIe cefa müşterek. Sizce ağIamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertIiIer de ağIar ama güIerek..
Veren de o aIan da o, nedir senden gidecek? TeIaşını gören de, can senin zannedecek.
İsterseniz hayat aşını verin; sayıIı nımetIer baI oIsa yemem!
Yum gözünü, kaIbine her an yokIuğu üfür ! Kendinden geçmek iman, kendinde oImak küfür..
FeIsefe; çürük cevizIerIe doIu bir denizde sağIam cevizi aramaktır.
Kökünü beğenmeyen daI ve daIını beğenmeyen meyve oIgunIaşmadan çürür.

Canan Tan Sözleri Alıntıları

Güzel Sözler
Canan Tan Sözleri Alıntıları
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.

En acısı da ne biliyor musun?
"Aslında sana hiç sahip olamadığımı, seni
kaybettiğimde anlamış olmam."

“Seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın. Ben de seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım.”
Piraye, Canan Tan

"Her şey yolundayken temiz kalmak kolay; önemli olan, olumsuzluklar karşısında da güçlü durabilmek."
Eroinle Dans, Canan Tan

Evinde mutlu olan adamı hiçbir kadın ayartamaz
Kelepçe, Canan Tan

Mesela sen şimdi gelip bana “Seni seviyorum” desen,
üşenmeden bir yaşıma daha girerim…
Yüreğim Seni Çok Sevdi, Canan Tan

Günaydın dedim gökyüzüne, günaydın yalnızlığım, günaydın özlemlerim...
Kelepçe, Canan Tan 

Birinde kül olduysan, bir başkasını ısıtamazsın.
Yüreğim Seni Çok Sevdi, Canan Tan
Allah erkeğe altını haram kılmıştır, neden mi? Çünkü erkeğe yakışan tek mücevher, kadındır.
Canan Tan
Odalara kilitledim hasretini
Sen koktu odalar
Hasret, Canan Tan
''Beyindekiler silinir ama yürektekiler asla!''
En Son Yürekler Ölür, Canan Tan
"Benim günlerden beklediğim kadar
Günler de benden bir şeyler bekler
Fakat heyhat
Benim günlere verdiklerimi
Onlar bana
Asla veremeyecekler."
PirayeCanan Tan
Bütün günahlarımdan arındım o gözlerde, o gözlerde en masum günahları tattım.
Hasret, Canan Tan
İstanbul' da yaşamak zor, derler ya... Ama, İstanbul' u yaşamak doyumsuz bir güzelliktir
Yüreğim Seni Çok Sevdi, Canan Tan 

Ayrılıklarla güçlenir, imkansızlıklarla beslenirdi aşk.
Issız Erkekler Korosu, Canan Tan
imseye borcum kalmadı benim.
Hayattan alacağım var!
Kelepçe, Canan Tan

Elif Şafak Sözleri

Güzel Sözler
Sen yokken bir kaç defa sevdim seni, helal et.
Görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın.
En zoru da; yüreğinde söyleyemeyeceğin sözlerin kalmasıdır…
Ya aşkı öğret bana. Ya da aşkın yokluğunda üzülmemeyi.
Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir.
Modern aşk istemem, üzüntüden başka ne ki? İlkel aşk isterim, aşkın en ilk’el halini.
Aşk kahve gibidir, her ne kadar sabır ve özen gösterirsen tadı o kadar güzel olur.
Sanki içimde başkalarından değil de, esas benden gizlenen bir sır taşımaktayım.
Senin için değildi yaptığım onca şey, sadece sen zannettiğim kişi içindi.
Seni kimsenin üzmesine izin vermeyeceğim dediğinde, “bunu kendim yapacağım” demek istediğini anlamamışım.
Hayal gücümün geniş olduğunu söylerler. Saçmalıyorsun demenin şimdiye kadar icat edilmiş en ince yoludur bu.
Üzgünüm baba, seni aldattım. Bir başka adama âşık oldum. Senin dokunmaya kıyamadığın gülüşümü onun uğrunda soldurdum.
Pek güzeldin, pek latiftin. Börek olsan seni yerdim. Az soğanlı, bol etliydin. Lafa daldım, dibin tuttu. Gönül bu, hemen unuttu.
Önce diyorsun ki: dünyada bir ben varım! Sonra: bende bir dünya var! Ve en nihayetinde: “ne dünya var, ne ben varım!
Şeriat der ki: seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: ne sen varsın, ne ben. www.oguzelsozler.com
Kişi sevdiğini Allah’a emanet ederse, onu bir daha görmeden ölmezmiş. “öyleyse Allah’a emanet ol.
Değiştin diyorlar. Hayır! Kabul etmiyorum. Ben kademe atladım sadece, artık uzun uzun susabiliyorum.
İnsan nasıl ağzındaki yiyeceğin tadını kaybetmemek için yeni bir şey yemek istemezse, o da gözlerinin en son gördüğü görüntüyü kaybetmemek için yeni bir şeyi görmeyi istemiyordu aslında.
Kaç hayat yaşayınca yorulur insan? Kaç seneden sonra yaşlı kaç hezimetten sonra bezgin kaç sevdadan sonra kalpsiz kaç kelimeden sonra lâl olur kişi?
Kapalı sandığın içinde günışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. Hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. Beni keşfetmeye çalışmanı da, keşfettiğini sanmanı da istemem. Tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanıyamamışken kendimizi.
O güne dek bilmezdi, birine bütün kalbinle muhabbet besleyip yine de onu incitmek istemenin mümkün olabileceğini.
Ey kendisinde kaybolmuş kişi! Bilmezsin, bedenin sana mezar olmuş, nefsini tanımadıkça, nefsin seni gömer olmuş.
Elimde olsa cenneti ateşe verir, cehennemi de bir kova suyla söndürürüm ki geriye aşk bâki kalsın.
Şimdi herkes sussun! Ve biraz da huzur konuşsun. Çünkü o, bugüne kadar hiç söz ettirmedi kendisinden.
Güzel günlüklerim vardı. Bir de, asla günlüklerim kadar güzel olmayan günlerim.
Aşkın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur; başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde…
Haddini aşmamak, kalp kırmamaktır edep. Dedikodudan, haksızlıktan ve ithamdan uzak durmaktır edep. Eyvallah kelimesi üzerine kafa yormaktır. Bilmediğin konuda susmak, bildiğin konuda ahkâm kesmemektir edep. İnsan ayrımı yapmamaktır. Aşırılığa gitmemektir.
Kitap hâlâ kutsal benim için… Kelime hâlâ mühim ve harf hâlâ muamma…
Bir anın doğması için, bir anın ölmesi gerekir. Yeni bir “ben” için eski bir ben’in kuruyup solması gibi…
Akla kara ayrılsın diyedir bu ölümüne sevgi tekliflerimiz, yoksa biz hangi yürek kaç para eder ta baştan biliriz.
Kantara vuruyorsak sevgilinin aşkını, yalanını kendi görsün diyedir.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Günler günleri kovalıyor. Günler günleri aynen tekrarlıyor. Yoruluyorlar. Yaşamaktan değil, yaşayamamaktan yoruluyorlar…
İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buralar çok karışık. Kaç defa geldim. Gene de hep kayboluyorum.
Kaç kitap okuyunca alım, kaç diyar görünce gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan? Kaç olunca çok; kaçta kalınca azdı rakamlar.
Aşk sonradan gelmez hiçbir zaman. Varsa vardır, o kadar.
Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden.
Korktu. Gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yolunu bulamamaktan değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerinde bulamamaktan değil; bir kendini bulamamaktan, bulduğunda korkmaktan korktu.
Ne yöne gidersen git doğu, batı, kuzey ya da güney çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.
Bir insana sırrınızı verdiğinizde, özgürlüğünüzü de verirsiniz.
Bir insanı sevmek, onun zihninde bir türlü huzura erememiş tüm hikâyeleri raflarından çıkartıp, tek tek temize çekmek demektir.
Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son defa.
Yuvayı dışı kuş kurar lafı yanılsamadır. Çünkü her dişi kuş her mevsim yeni bir yuva yapa yapa yaşayıp gider.
Kurduğu kadar terk etmesini de bilerek. Ömür boyu aynı yuvada kalan kuş yoktur.
Ne kadar silersen sil ya yırtılır defterin. Ya da izi kalır cümlelerin.
Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeye görsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle âleme.
Her zaman kolay kolay itiraf edemesek de bunu kendi kendimize, hep öteleri düşleyen, öte yer ararken en yakınlarındakileri mutsuz eden bizler… Ben.
Bazen böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez.
Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin…
Bir yere ulaşmadan, ulaşmayı dahi amaçlamadan, sırf gidebilmenin güzelliği için yollara düşebilir misiniz?
Yalnızlık onca saçın arasında beyaz bir saç teli gibi. Çektikçe çoğalıyor, çoğaldıkça arsızlaşıyor.
Kelime cömerdi duygu cimrisi bugünün insanı. Konuşmaya gelince açıyor ağzını, duygulanmaya gelince tutuyor kendini.
Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.
Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Uzaklaşırsın. Yol seni nereye götürürse. Yazı seni nereye sürüklerse. Burnunda bir sizi. Ne de olsa her yolculuk geri dönememe ihtimalini taşır bağrında.
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Uzaktan sevmek en güzelidir bazen
Âşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret. Yarı palavra, yarı safsata. Aşak olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz. Öyleyse nasıl anlatılabilir aşk, kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde? Aşk’tan.
Korktu. Gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yollarını kaybetmekten değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerlerinde görememekten değil, bir kendini bulmaktan, bulduğundan korkmaktan korktu.
Baykuş; kanarya beslermiş amcalar, teyzeler. Kumruları sever, kartalları över, güvercinleri uçurur, kargaları kovar, papağanları konuştururlarmış. Oysa çocuk baykuşları severmiş. “uğursuz kuş o. İsmini anma, damına çağırma.” dermiş teyzeler, amcalar. Uğursuz küsmüş baykuş; gece gördüğü, geceyi gördüğü için.
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan benlik zanni değil, hiçlik bilincidir.
Şimdi tek istediğim nefes alabilmek, ötesinde yok gözüm. Kaçmak da mümkün buradan elbette ama benim istediğim kaçmak değil ki. Ne varmayı arzuladığım bir öte diyar, ne de bir yerlerde bıraktığım kayıp bir cennetim var.
Sadece çıkmak istiyorum. Çıkmak da değil, çıkabilmek. Ben o ihtimali seviyorum. Seçeneğim olmasını, kapının aralık kalmasını.
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakin kendini’ diye tembihler. Hâlbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, koy gitsin!’akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Hâlbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Aşk diye bir şey yaşıyorum. Ne tek taraflı demeye dilim var, ne de karşılıklı olduğuna ispatım…
Rüzgârı dilediğim gibi değiştiremem ama yelkenlerimi ayarlayabilirim daima varmak için istediğim limana.
Bedenlerimizi şekle sokmak için ne çok uğraş veriyoruz. Hâlbuki beyinlerimizi, düşünce ve algılarımızı geliştirmek için çabamız ne kadar az…
Ve bir ayetin sıcaklığı sarıyor yüreğimi; Allah sabredenle beraberdir.

Özlü Sözler