Kategoriye Ait Yazılar Listelendi.
aşkhikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Ayrılık Şiiri

Güzel Sözler
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere öü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Seni Düşünmek Güzel Sözler Hikaye

Seni Düşünmek seni sevmek
Seni düşünmek, agustosta bir güneş , sahrada bir gece, savaş ortasında kalan bir çocuk, seni düşünmek, sınırları kaçak geçmek gibi.. seni işte böyle seviyorum..
Seni ne kadar seviyorum biliyor musun? Söz verip de tutmadığın günler kadar, beni beklettiğin saniyeler kadar, bana sevgiyle bakmadığın an kadar, uykularımı kaçırdığın geceler kadar, sonunda anladım senin de beni ne kadar sevdiğini zalim.
Biliyordum, seni seviyorum derken yeni bir alfabe keşfettiğimi, kimsenin okuma yazma bilmediği bir kentte..
Her defasında, bende seni, kelimesini duymak yerine !! Seni seviyorum kelimesini ilk senden duymak daha güzel demişimiydim?
Bir gece ay bana sordu neden seni aglatan bir kızla berabersin? Aya baktim ve dedimki Sen hiç gökyüzünden vazgeç
Uyurken seni düşünmek değil benimkisi. Seni düşünürken dalmak karanlığa, oysa hep uyanıktım her an sana sarılacakmış gibi.
Sen Okulda Dersimin Ortasında hayal Kurduğum Sevgilimsin Sen her tenefus Zili Çaldığında Seni Görmek için Beklediğim Çıkışlarımsın ve Sen Defterlerime Adını Doldurduğum Biricik Sevgilimsin Çünki Sen
Alaca karanlığı sevmem ben, ya gündüz olmalı ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı ya da namluda kalmalı. Yar dediğin ya senin gibi olmalı ya da hiç olmamalı.
Seni o kadar masum sevdim ki gözlerinin içine bakınca bile utandım…
Sen Büyük Bir okyanusun içinde Gizemli Ve bir Okadarda Etkileyici Bir Adasın Sevgilim Seninle Yaşadığım için Mutluyum Sevgilim.
Bir dost yüzüne ihtiyaç duyduğunda başını kaldır ve gökyüzüne bak. Gündüzleri bulutların geceleri yıldızların arkasından gülümsüyor olacağım.
Çayımda ki şeker gibi, ekmeğimin tuzu gibi, gözlerimin feri gibi, hayatımın anlamısın sen sevgilim, bendeki can gibi cansın içimde sevgilim…
Bir sır gibi sakladım, saklarımda da. Mühürlüdür ismin dudaklarımda.

Tarihte Aşk Hikayeleri

Güzel Sözler
Arzu ile Kamber aşk hikayesi
Birbirlerini kardeş sanarak büyüyen iki gencin asklarini anlatan ve 17 yüzyilda ortaya çiktigi sanilan Türk halk öyküsü Konusu söyledir: Bir kervan, yolda eskiya baskinina ugrar Baskindan yalniz küçük bir erkek çocugu sag olarak kurtulur Bir aile tarafindan evlatlik olarak alinan çocuga Kanber adi verilir Bir süre sonra bu ailenin bir kiz çocugu olur, adini Arzu koyarlar Iki çocuk birbirlerini kardeş sanarak büyürler Bir süre sonra aralarında ilgi veyakınlık başlar Kardeş olmadiklarını ögrenince de evlenmek isterler Arzu"nun annesi bu evlilige karsi çıkar ve kızını zengin bir tüccarla evlendirir Ama adam kisa bir süre sonra ölürArzu ile kanber evlenmek için yeniden uığrasırlarsa da, anne engel olur Asıklar bir rastlantı sonucu birbirlerini bulurlar Kavusmanin heyecaniyla ikisi de bayilir Sürekli olarak kızını izleyen kötü yürekli anne onlari gene ayırmak ister, ama gençlerin çevresi su ile kaplandigindan yanlarina ulasamaz Az sonra iki sevgilinin gögüslerinden birer güvercin çikarak uçar ve böylece ikisi de orada can verirler.

Şeker Ahmet Paşa ile Kaya aşk hikayesi
Padişah 4 Mehmet'in en küçük kızı, güzeller güzeli Kaya, daha gencecik bir kızken Şeker Ahmet Paşa ile evlendirildi Hülyalarının sahibini bekleyen Kaya, karşısında gür sakallı bir ihtiyar görünce çılgına döndü ve tam yedi sene kendisini Paşa'ya teslim etmedi Yedi sene gecikmeyle gelen birleşme Kaya'nın ruhunda fırtınalar koparttı ve kocası Şeker Ahmet Paşa'ya çılgınca aşık oldu Kızı dünyaya geldiği zaman ise aşkı zirveye ulaştı 27 yaşında ikinci çocuğunu doğururken ölmesiyle sona erdi ama bu müthiş aşk yıllarca dilden dile dolaştı

Yavuz Sultan Selim ve Şam Güzel..
Yavuz Sultan Selim,Mısır Kölemenleri (Memluklar) üzerine yürüyerek,Mercidabık zaferini kazanmış,sonrada kışı geçirmek gayesiyle Şam?a (Dimışk)gelmişti.Misafir kaldığı konakta özel hizmetlerine genç ve güzel bir kız bakıyordu.Hususi hayatı düzenli,giyimi basit,her türlü gösterişten uzak ve şiddeti alemleri titreten büyük Cihangir önünde laubalilik ne mümkündür?Fakat gönül ferman dinlemezdi: Genç kız, bu erkek güzeline yürekten aşık oldu;Yavuz?un yatağının kurulduğu duvarın üzerine:
? Aşık olan neylesin??
mısrasını yazdı?Çehre ve beden güzelliği kadar,şiir zevki de olan genç kızın bu gönül seslenişi,Farsça divan sahibi şair hükümdarı duygulandırmıştı.Güldü ve kızın mısrasının altına:
?Derdi ne ise söylesin!?
cevabını verdi.Kız padişahın yatağını toplarken okuduğu bu cevapla bahtiyar ve ümitli duygusunu açıkladı:
? Ya korkarsa neylesin? ?
O çölleri ormanlık yamaçlar gibi aşan ve dünyaya sığmayan koca cihangir,bu gönül selinin önünde,müstesna,heybetinin kapısını araladı,tertemiz duyguya değer verdi:
? Hiç korkmasın söylesin??
Genç kız, padişahın duygusuna cevap vereceği vaadinin sevinci içinde engüzel elbiseleri giydi,gözlerinde dünya mutluluğu,heybetli Hakan?ın odasına girdi.Lakin her tarafı titriyordu. Bütün gücünü topladı,başını kaldırdı,Yavuz?un yüzüne baktı.O anda olan oldu: Bu gözlerdeki muhabbet ve şefkat bile,erişilmez heybet ve merhametin yıldırım tesirini giderememişti,birkaç defa sallandı,sonra yere yıkıldı kaldı: Seven,o masum,tertemiz duygularla atan kalbi durmuştu.
Mısır seferini üç gün tehir eden Yavuz, somaki mermer mezar yaptırdı; ismini bilmediği aşk şehidesinin adı yerine tuğrasını işletti ve tebdil giyerek kabri ziyaret etti.
Yavuz Sultan Selim kendi yazdığı şu beyitinde söylediği gibi :
? Şirler,pençe-i kahrımda olurken lerzan,

Beni bir gözler-i ahuya zebun etti felek?


Bazı kadınlar

Çünkü bazı kadınlar,
yanlış yapmak ve yalnız kalmak arasında bir tercih yaparlar.
Adamına göre değil,
adabına göre...
Heveslerine göre değil,
hislerine göre karar verirler.
Sahte bir mutluluk yerine,
sade bir yalnızlığı tercih ederler.
Işte bu yüzden bazı kadınlar,
sınırlarını kendilerinin çizdiği,
gizli ve gizemli bir ülkede yaşarlar.
Zorunlu olduklarından değil,
gururlu olduklarından...
Ve yerlerini sadece,
sabırlı ve yürekli olduğuna
İNANDIKLARI BİR ERKEĞE SÖYLERLER.....
Bunada yalan de ve deki sen kötüsün.
Sonra git nişanlan.
İyikide gitmişsin ..

Hastane Önünde İncir Ağacı hikayesi

Güzel Sözler

Hastane Önünde İncir Ağacı
Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez., İstanbul'da kalır.


HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baş tabib geliyo zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra düze

Benden selam söyleyin sevdiğim gıza
Başına koysun, karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın 


Sevdiğini unutmak ?

Kimisi için basit olan bu duygu
Kimisi içinde ölüm gibi geçer aslında.
Sevdiğini unutmak
Ayların getirdiği zamandan sonra onu aramayı bırakmak üzereydim artık.
Ona inandığım tüm kavramları yavaş yavaş kaybetmeye başladım.
Nasıl mi oldu bunlar tabiki ölüm gibi geçen bu zamanlara aciyarak yada bana yapilanlara üzülerek değil.
Acının dahada acısını yaşayarak ve onunla yaşanan bu zamanlari daha iyi şeylerin yapacağıma inanma gerçeğiyle yaşayarak beynimde erittim ona karşı tüm duyguları.
Geriye bakıldığında ancak kendimizi paramparça ediyoruz ama elimizde bunu değiştirecek kavram yoktu.
Belki unutmamışda olabilirim belkide bu unuttuğuma kabullenmem beynimin bir oyunuda olabilir.Onu aklıma getirmemek için neler yapdim ki kendimde.onu düşünmemek için beynimi farklı şeylere yönlendiriyorum.icimdeki acımı bile yönlendirdim.mesela en sevdiğiniz bir dizinin finalini düşünün her filmde iyiler hep kazanır ama acıyla iyi insanları kaybederek kazanır işte bende insanlara acırım. Buda benim beynimi kandırma yollarımdan biri ..
Herşey gelip geçici değilmi acılar gülüncler hayat bile gelip geçici işte bugün varsam yarın yokum.
İşte bu yüzden hakikati kavrayıp hayatı daha düzgün yaşayarak yol almak gerek .
İnsanlara aldanmadan aşkmı ? 
O saten nasipse olur.
İnancımızı kaybetmemeliyiz.
Hayatın bir sınav olduğunu unutmamaliyiz.
Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.
İyi günler dilerim

Dünyaya alışamamiş adam

Karanlik çağırıyor ebru çiçeği
Ayriligindan sonra duygularımla uzaklasmisdim içimdeki karanlıktan..
İçimdeki son aydinlik demleri dökülüyor . 8 aydır benliğimi isterdim senden eskisi gibi olmayı .son aşkın kurbanı olarak içime gömüyordum yavaş yavaş.   eskisi gibi yaşama tutunmaya alisiyordum sensizlik beni bu hale getirmişti.karanlik çekiyor âdeta beni gel diyor eskisi gibi seni sen yapayim dermiş gibi ..
Aradığını bulamayan adam olarak karanlikda seni bana vermiyecekdi yalnızlıgin verdiği zamanla sadece sensizlige alistiracakdi nitekim hep sen hergün beynimde yine yasayacakdin.
2 gün sonra 9 ay olucak sevgili..
9 ay dile kolay kalbe değil olucak.
Kafamda seninle olan hayaller hep ileriki zaman olacaktı.basit göreceli bir kavram olarak dusunulsede derinlerde sensizligin acısı olacaktı ne yapsamda bu degismiyecek biliyorum bildiğim içinde aşk bize göre değildi . çünki dünyalara alışamamiş 2 fani insanlardik
Sevgim ölmedi ama sen yokettin beni hem kendi içinde hem benim içimde kaybolmuş divaneyim ben ebru çiçeği aşkından kafasının içinde yaşayan bir Divane senin için basit bir erkeğim ben hatta geçmişte olmuş bitmiş bir erkek işte sen bu kadarsin işte ne kadar öfkem varsada aşmiyacak öfkem bu gece yine.
Şimdi gidiyorum sevgilinle arana girmemek için senin üzülmeni istememek için gidiyorum  aşık Veysel gibi gidiyorum gündüz gece
Uyku girmedi yine kaç gecem geçti böylesine..
4 ay sonra 1 yıl olacak sevgili

Lütfen Sor Seni Benden Başka Biri Sevecekmi böyle





Lütfen sor. Sırf yürüşü sana benziyor giye takip ettiğim insanlara sor, seninle yürüdük diye defalarca üzerinden geçtiğim kaldırım taşlarına sor, sen bana basit bir mesaj attın diye ben minibüste aptal aptal sırıtırken buna şahit olan insanlara sor, gözyaşlarımdan ıslanan yorganlarıma sor, üzerine seni karaladığım defterlere ve tanıştığımız günden tut sana çarptığım tarihleri bile kazıdığım o sıraya sor Sor bakalım Başkası sevecek mi seni böyle

*Ben yolumu kaybettim:Issız bir limanda. Aklımı yitirdim kalbinin attıgı anda. Kendimi buldum seni gördügüm anda. Hadi gel yaşayalım ömrümüz yettiği kadarıyla.

*Seninle yaşar gibi yaşıyorum senden uzaklarda buralarda... Seninle görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrendim ben.

*Seni daha önce hep saçma sapan sevmişler. Gel ben seni bir adam akıllı seveyim de, sevmek neymiş gör o zaman.

*Seni bulmakdan önce aramak isterim, seni sevmekten önce anlamak isterim, seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep hep yeniden başlamak isterim..

*Benle konuşurken gözlerimin içine bakmanı istiyorum neden diye sorma çünkü seni seviyorum.

*Bırak onsuz hayaller yarınlarda kalsın ne ben seni dün gibi sevdim ne sen beni dün gibi sevdin biz hep yarınlar icin sevdik birbirimizi...

*Dalın ucu degmez gökyüzüne, Agacın köküdür iner mezhebe, Kelle gövdeye agır gelmedikçe, Yarin sevgisi senettir bu gönülde, Ben şaşmışım kıblemi der gibiyim, Ebedi sevgiyi bulmak için beklerim, Sen sen ol da beni çevir bu yoldan derim, Yarlık zordur HELALİM olda bari beni devir...

*En çok seni sevdim bu hayatta... nedenini niçinini bilmem ama en çok seni sevdim iştee... göremeden, duyamadan uzaktan sevdim... ve sen bilmeden sevdim...

*Belki oturduğun evin sokağında ateşle SENİ SEVİYORUM yazamam ama bu güzel sayfada söylüyorum. SENİ ÇOOOK SEVİYORUM ♥♥

*Sen ALLAH'a dilenen dilek gözlere uzanan ellerimsin sen gözümden süzülen yaş tek düşüncem hasretimsin sen yaşattığım bir ömür en güzel günlerimsin sen her gece rüyama giren biricik ve tek sevgilimsin..

*Sevmeseydin onu, sevseydin beni ne olurdu yani. ama kızmaya hakkım yok çünkü yüreğiydi seçip seven o değil ki. olmak istemedim hiçbir zaman üçüncü kişi. sevgiye değer verdim hep ve bildim ki sevdiğin başkasını seviyorsa susmak gerek. susmak da yetmez sevmekten vazgeçmek gerek. vazgeçişler acıtsada yüreği, saygı için yapmak gerek...

*Seninle yaşayacağim acıyı bir başkasının bana yaşatacağı mutluluğuyla asla degiştirmem..

*Acaba şimdi beni düşünüyormusun? Yoksa başkası mı var aklında... Kimsin sen ?? Neden girdin hayatıma Neden mutlu ettin her anında?? Yoksa sende mi sevdin beni Ya da tesadüfmüydü bu yaşadıklarımız..

*Nefim gibisin sevgilim,nefesimi aldığımda bana biraz daha yaklaşıyorsun verdiğimde ise biraz daha uzaklaşıyorsun..

*Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan Korkuyorum senden...

*Seviyorum seni ; Tavanı kadar sokağın, Dibi kadar cehennemin, Bittiği yere kadar mavinin.

*Seni gördüğüm her gün yeni doğmuş kelebeğe benzetiyorum kendimi. Ama bilmiyorum ki gün sonunda sen gidince öleceğimi...

*Hiç tatmadığım duyguyu tattırdın bana. Önceleri biraz tatil geliyor ama zaman geçtikçe acısından duramıyorsun..

*Seni sevenden seni benden daha çok seveceği için değil , senin onu benden daha çok seveceğin için nefret ediyorum..

*Dünyaları bana verseler değişmem sana ben ; Senin bir gülüşün dünyaları bana veriyor zaten.

*Gözlerinde doğmak yanaklarında yaşamak dudaklarında ölmek için GÖZYAŞıN olmak istiyorum...

*Sevmek bir bakıma zamanını vermektir, zaman aralarını doldurmak değil, sabahları birlikte uyanmaktır ve yelin sessizliğini gecenin gizemini bakışa bakışa duyumsamaktır sonra birbirinin damarlarında bir kavurgan kan gibi dolanmaktır...

*Seni Güneşe YıLdıza Rüzgara anLattım hepsi benden daha çok sevdiler ama unutma güneş batar yıldız kayar rüzgar diner ama benim sevgim sonsuza kadar sürer...!

*+Ladese girelim mi ?? -Nesine ?? +Kazanırsam benimsin, kaybedersem seninim...

*Sadece sev istemiyorum. Kıskan, sahiplen istiyorum. Senin olduğumu, benim olduğumu belli et istiyorum. Hissetmek istiyorum.

*SENİ SEVİYORUM çünkü bu cümleyi senin kadar kimselere yakıştıramadım. SENİ SEVİYORUM çünkü varlığınla anlam kazandı Hayatım...

*Maziyi geride bıraksak gönüllerimiz el ele tutuşsa Eksilmesin hiç hatta gün geçtikçe artsın sevgimiz... Lal olsa dillerimiz gözlerimiz konuşsa İnan son nefeste elimi tuttuğunda İlk günki gibi ... Heyecan saracak tüm hücrelerimi Meraklanma sevdiceğim Eski günleri dile getirmeyeceğim... Lale misali solup gidecek kara toprakta mazi İlkleri hep senle yaşamak isterim... Keder bizden uzak olsun Elimi tut sevgimiz daim olsun... SENİ SEVİYORUM

*Kimi kıskanıyorum ben? Mahallenin bakkalını mı, kasabını mı? Seni kıskanıyorum seni, canımdan çok sevdiğimi.

*Ve sen, Dünyanın neresinde olursan ol Gözlerimi kapadığımda gelmek zorundasın..

*Gözyazşının Dudaklarını Islatmasına İzin Verme, Sevgilim ßen Öpücüklerimle Nemlendireceğim.

*Masmavi denizin içindeki Eşi benzeri olmayan. Bir inci kadar değerlisin... Nefesim yetermi seni o denizden çıkarmaya bilmiyorum ama sen nefessiz kalmaya değersin.

*Ne Özlediğimi Söyleyebildim, Ne de İçimde Özlemimi Tutabildim..! Ne Hayalinle Yaşayabilmek İçin Gözlerimi Kapatabildim, Ne de Yokluğunu Görebilmek İçin Gözlerimi Açabildim..! Ne Sana Niye Yoksun Diyebildim, Ne de Bu Haksızlık Diyebildim.. Sadece Seni İçimde Taşıdım.

*Söyle sevgili şimdi hayatın da bir kayıpmıyım bulunmaz. Açık bir yaramıyım sarılmaz. Tehlikeli bir yolmuyum gidilmez...

*Bende Bilirdim Başkaѕını Sevmeyi, Ama Kalbim Tek Sende Kaldı Be Sevgili... "KURAN"da Geçtiği Gibi ; "Helalin Varken, Harama El Uzatma" Miѕali..

*Kızıyorum, kıskanıyorum, küsüyorum, naz yapıyorum ama tırnağın taşa değse; iyi ol diye ömrümden verecek kadar çok seviyorum seni.

*Eğer Yalnızlığın Ayazında Titriyorsa YÜREĞİN, YÜREĞİNİ al ve Gel SEVGİLİ... Gecenin en Suskun Saatlerinde Paylaşırız Sessizliği... Anlatır GÖZLERİN, İncinen RUHUN Kimsesizliğini...Yıldızlar Kayarken Tüm Dileklerimi Unuturum GÖZLERİNDE...Hüzünlerimize Meze Olur Tüm Şarkılar... SEN bir Kere Çal Yeter KALBİMİN Kapısını... İÇİMİN en Derin Köşesinde AĞIRLARIM SENİ.

*İlk Defa Gittiğim Bir Şehir Gibisin Sevgili... Önce Bir Yabancılık, Sonra Bir Alışkanlık, Sonrada Bağımlılık Yaratıyorsun... Ve; Ben Sana Ait Olmadığım Halde Memleketim Gibi Seviyorum Seni...

*Sana yazdığım şiir yarım kalacak. Boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim. Sana olan sevgimi kalem duyacak, Kağıt bilmeyecek canım sevdiğim.

*Ben hep Seni seçtim! Seçimler geldi geçti, seçtiğim Sensin! Sevdiğim Sen! Yandığım Sensin! Aradığım, bulduğum hep Sen! Seçtiğim Sensin. Hep seçeceğim de… Yok, başka seçeneğim. Seçtiğim.

*Hadi Gel Tut Ellerimi, Benimle Yan Benimle Meydan Oku Her Çaresizliğe, Benimle Uyu Benimle Uyan Lakin Sevgiye Birlikte Varalım...

*Hatırlamıyorum gözlerin mavimiydi Gökyüzü kadar, Hatılamıyorum gözlerin yeşilmiydi Yapraklar kadar, Hatırlamıyorum gözlerin elamıydı Dağlar ötesi kadar, Ha şimdi hatırladım gözün kördü aşkımı göremiyecek kadar...

*İki gecem var ikisi de uykusuz; Ya sensizim uyuyamam, Yada sen varsın uyku haram.

*Aşkımın adı sensin hayatımın adı olduğun gibi, gözlerimin rengi sensin tıpkı gökkuşağı gibi, sen benim nefesimsin bu benin senin olduğu gibi AŞKIM seni çok seviyorum...

*Öyle bir sev ki beni; Ben bile kıskanayım kendimi.

*AşKımı AnLatmak İsTedim.. Bazen YıLdızLara Bazen de GözLerine Bazen Dünyaya HayKırmak Bazen de Sadece KuLağına FısıLdamak İsTedimm...

*Yalvarsam rüzgara kokunu getirirmi bana, anlatsam aşkımı kuşlara anlatırlar mı sana, yalvarsam Allaha kavuştururmu seni bana, özledim seni desem inanırmısın bana…

*Sen bana çok uzaktın.Uzaktan bakardım gözlerinin içine masmavi gözlerin denizler kadar dalgalı ve uzaktı bana.Seni sevmek kolaysa unutmak da kolay olmalıydı.Bana uzak olmana rağmen geleceğin umuduyla hep bekledim seni.Beklemek sabredince aslında çok kolaydı ama seni beklemekten yorgun düştüm hayattan Yine de sabrettim geleceğin ümidiyle;uzakta da olsan seni görmek bana mutluluktu Senin için bir çok kişiyi harcadım harcamaya da devam ediyorum.Bana çok uzaksın ama seni uzaktan görmek bile bana yetiyor.Belki de en iyisi bu Seni uzaktan görüp uzaktan sevmek Ama bir gün karşıma çıkarsan sana diyeceğim tek son sözüm Yüreğim Seni Çok Sevdi olacak....

*Ben en çok seni sevdim seni özledim...Her gittiğinde gözyaşlarımla yıktım dünyayı,seni her bulduğumda yeniden döndüm hayata... Yüzünü görmediğim,sesini duymadığım,Varlığını her gün ben bir ölüydüm çünkü Hiç birşeyden korkmadım sensizlikten korktuğum kadar hiçbir şeye sevinemedim sana sevindiğim kadar fakir bir çocuğun kuru ekmeği sevindiği gibi allah a şükreder gibi sevdim seni..

*Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Geldiler mi?

*Hani küçükken bi seker verirlerdi çok sevinirdik ya, şu anda dünyaları verseler o sevincin o mutluluğun yerini asla tutmaz, annenin babanın bayram dönüşü ellerini öper sarılırsın ya, gözlerine bakar o mutluluğu görürsün ya, o mutluluk artık benim küçüklüğümde kalan birşey, bi kızı seversin ve onunda seni senin onu sevdiğin kadar sevdiğini sanırsın ya ve sonra o kadar sevmediğini öğrenirsin ya, düşünürsün ya ne hata yaptım ben niye böyle oldu diye, bi kişiye canından çok güvenirsin ama o kişi seni inanılmaz bi sekil de hayal kırıklığına uğratır, işte benim hayatım, böyle yaşamamın tek bi sebebi var iyi bi insan olup yardanın bana sunduğu hayaller diyarı, o güzel cennete laik olmak, bunu yapmak içinde mutlu olmasam bile huzurlu olmak istiyorum, benim hayatım bu isteklerim de bu...

*Senden Uzakta Dokunduğum Herşey de Ellerinin Sıcaklığını Arayıp Duruyorum Oysa Ellerini Hiç Tutmadım ki! Ama Hissediyorum İşte O Sıcaklığı Ve O Hiç Bilmediğim Sıcaklığı Öyle Çok Özlüyorum ki Baktığım Her Noktada Gözlerinin Derinliğindeki Umudu Seviyorum Biliyorum Gözlerini Hiç Görmedim Ama Görmesem de Hep Seni Yaşıyorum Ben Seninle Yaşar Gibi Yaşıyorum Senden Uzaklarda Buralarda Seninle Görmeden Sevmeyi, Dokunmadan Hissetmeyi Öğrendim Ben Bir İnsan Yürekten Sevilince Dokunmadan Sıcaklığını Tenini Nefesini Kokusunu Soluğunu Hissedilebiliyormuş Sevdiğinin Ben Seninle Öğrendim Bunu Sevgili Seninle Yürekten Sevmeyi Öğrendim Ben Sen Sevdiğimsin Sen Göğsünde Ölmeyi Beklediğimsin...

*Güneşi sevdiğini söylüyorsun güneş çıktığında perdeleri örtüyorsun.Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıktığında kapıları kapatıyorsun.Yağmuru sevdiğini söylüyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.Korkuyorum çünkü beni sevdiğini söylüyorsun





GERÇEK YAŞANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ

Yaş 25 evlilik zamanı geldi geçti derken annem açtı yuva kurma konusunu.
Saliha bir kız olsun gerisi gelir diye düşünüyordum....
Yakın bir akrabamızdan haber geldi.komşuları çok dindarmış, kızlarının ailesinden dahada dine bağlı olduğunu duyunca sevindim.Gittik bir görelim görüşelim dedim.Ilk ailesiyle konuştum...Hatta ben konuşmadım sürekli onlar konuştu.şaşırdım kaldım... Bir şey diyemedim... Kına gecesinde en iyi müzisyenler olacakmış...Düğünde keza aynı... Ev dayalı döşeli olacakmış,hemde hepsi en pahalısından... Araba olacakmış son model hemde, çünkü komşunun damadı sıfır araba almış geçende...Anne hadi kalkalım diyecektim utandım... Kızla görüştürmek istediler...İslamiyete uygun olarak görüştük... on beş bilezik...En güzel gelinlik(10 bin tl)...En büyük düğün salonu...Ne diyeceğimi bilemedim... Ben Saliha Bir Eş istiyordum sadace... Istekleri bir türlü bitmiyordu...O anda yan taraftaki aynaya gözucuyla baktım kendime...Görünüşümdede bir iş adamı profilide yoktu... Yirmi beş dakika konuştu istekleri bitince sıra bana geldi. Senin isteklerin nelerdir dedi... Biran önce kalkıp gitmek istiyordum sıkılmıştım, geleli bir saat olmasına rağmen dünya malına bağlananlarla birlikte olmak içimi karartmıştı...Tekrar sordu isteklerin nelerdir... Hayırlısı olsun dedim kalktım... Nezaketle ayrıldık evden...
Yolda giderken telefon geldi... Amcam arıyordu..
Yan komşuları serhat amcanın kızı varmış...Serhat amca çok iyidir...Cocukluğumdan beri tanırdım kendisini... Tamam dedim dedim amcama geliriz... Serhat amcalara gitmek için hazırlanıp annemle koyulduk yola, on beş dakika sonra ulaştık evlerine. Sohbet açıldı çocukluğumuzdan,başladı beni övmeye… Kızardıkça kızardım utancımdan birşeyde diyemiyorum… Derken söz asıl konuya gelmişti… Evladım seni severim maksat gençleri mutlu etmek Allahü tealanın izniyle dedi ve başladı isteklerini saymaya… O kadar çok şey saydı ki uykum gelmeye başladı… En sonunda da benim oğlumun kumar borcu var onu ödemeden evlilik de olmaz zaten dedi. Birden gözlerim açıldı,şaşırmıştım açıkçası… Gözümü yerden alamadım uzun süre… Serhat amca gençleri görüştürelim dedi… Bir odaya geçtik kız konuşmaya başladı… Onceki görüştüğüm kız gibi ne varsa herşeyi istiyordu …Konuşmasını çalan telefonu böldü açıp konuştu kapattı. Tekrar çaldı konuşup kapattı… Sonra tekrar.. Dayanamadım sordum arayan kim diye. Eski nişanlısıymış ayrılalı on gün olmuş. Neden ayrıldıklarını sordum.
Çay bahçesinde bir erkekle otururken görmüş sonra tartışmışlar, tartışma büyüyünce de ayrılmak zorunda kalmışlar. Oturduğun kişi kimdi ki? ... Calıştığı yerdeki müşterilerinden biriymiş… Demek önceden çalışıyordunuz? Evet ben masörüm dedi… Soktan şoka giriyordum.. Beş dakikada bilmediğim bir sürü şey çıkmıştı… Evlilik amacını sordum… Nişanlısı çok rahatsız ediyormuş farklı bir hayat,farklı bir ortam istiyormuş… Açık konuşmak gerekirse hava değişimine ihtiyaç duymuş… Daha fazla dayanamayıp izin istedim kalktım… Ben sadece saliha bir eş istiyordum… nezaketle evden ayrıldık annemle…
Daha sonra öğrendim ki serhat amca arkamdan bir sürü laf etmiş…
Gülümseyip,bugün öven yarın söver dedim içimden…
Artık evlilik düşüncesinden vazgeçmek üzereydim. Haftalardır dışarı çıkmıyordum.
Akşamları hava almak için balkonda oturup kitap okuyordum… Karşı komşumuz gece çalıştığı için
akşam dokuz gibi evden çıkıyordu. On yaşındaki oğlu da babasının peşinden ağlayıp dururdu her
gece ablası çocuğu oyalamak için balkona çıkarıyor ve her fırsatta benimle konuşmaya çalışıyordu…
Bu sık sık tekrar etmeye başlayınca bunaldım artık.
Bir akşam kıyamet ve ahiret kitabını alıp aynı saatte çıktım balkona…
Beni görünce o da çıktı balkona, bir konu bulup yine başladı konuşmaya…
Her akşam kitap okuyorsun nedir onlar… işte beklediğim fırsat gelmişti okumak istersen vereyim
deyince olur dedi… Besmele çekip iki üç metre karşıdaki kıza attım kitabı. Hadi gir de evde
okumaya başla dedim… Kitabı okumuş olacak ki bir daha balkona çıkmaz oldu…
Evlilikten vazgeçmiştim bir eş bulmak bana uzak görünüyordu…Aradan aylar geçmişti.
o zaman zarfında birkaç kızla daha görüşmeye gittim annemle…
Fakat netice aynı değişen bir şey yoktu…
Bir Salı akşamıydı içim çok daralmıştı, adeta boğuluyordum…
O gece iki rekat namaz kılıp yattım… Acayip bir rüya gördüm… Birine anlatmalıydım bu rüyayı…
O akşam balkonda dolunayı izlerken telefonum çaldı…Gözüm dolunayda, cebimden çıkarttım
telefonu kimin aradığına bakmadan kulağıma götürüp telefonu açtım…Arayan ses tanıdıktı…
Fakat o günden sonra hayatımın değişeceğini nereden bilebilirdim ki…
Arayan en yakın arkadaşım Aliydi. Canı sıkılmış beni çağırıyordu.
Abdest aldım evin yakınındaki çay bahçesine gittim. Çocukluğumuzdan açıldı konu sonra
gördüğüm rüyayı anlatmak istedim…Tozlu bir köy yolunda gidiyordum elimde bir tane kılıç
vardı etrafımda ise bir sürü yılanlar… Yılanlar bir metre kadar yükseltmişler kafalarını yukarıya doğru…
Hepsi üzerime atılmak için zaman kolluyorlardı… Kılıçla kendimi savunuyordum… Bana yaklaşanları kılıçla öldürüp ilerliyordum… Ileride uyuyan biri vardı bilmediğim bir ses işittim ama ortalıkta kimse yoktu…
Uyuyan kişiye baktım… O ses; yatan kişi Musab bin Umeyrdir dedi.
Sonra ileride giden iki kişi gördüm biri Peygamberimizdi diğerinin kim olduğunu göremedim…
Ali yorumlamaya başladı rüyamı… Düşmanlarını yenerek iyi bir neticeye ulaşacaksın dedi…
Konu evliliğe geldi yine… Başımdan geçenleri anlattım… Dertliydim bu konuda…
benim eşim dünyaya bağlı olmamalıydı,
sadece dünyalık uğruna yaşamamalıydı…
Uzunca dinledi Ali sıkıntılarımı… O konuşmaya başladı bu sefer.
Evden çıkarken annem dedi bizim mahallede bir kız varmış onunla görüştürmek istiyorlar seni.
Yok Ali bundan sonra kolay kolay kimseyle görüşmek istemiyorum dedim… Kızda pek istekli değilmiş
zaten dedi… niye diye sordum.. O da birkaç kişiyle görüşmüş daha sonra evlilikten soğumuş iyice…
Alinin annesi ısrar edince de olur görüşelim demiş...Tamam dedim yarın gideriz diye sözleştik…
Rüyam gerçek mi olacaktı acaba… Bu zamana kadar sabrettim önüme gelen
engelleri Allahü tealanın izniyle aşmıştım…
Ali ile vedalaşıp eve geldim konuyu anneme açtım… Yarın gidecektik görüşmeye…
Cok heyecanlıydım nedense… Sabah erkenden kalkıp giyindim… Heyecan gitmek bilmiyordu bir
sağa bir sola yürüyüp duruyordum evin içinde… Ilk defa bu kadar heyecanlıydım… Oğle namazını
kıldıktan sonra yola koyulduk annemle… Ali bizi kızın evine kadar götürdü… Kapıyı çaldım…
Kapıyı babası açtı eve buyur etti… Biraz sohbet ettik söz asıl konuya geldi sonra…kızın babası
konuşuyordu; evladım benim söyleyeceğim bir şey yok sen kızımla konuş bu konuları dedi.
Şaşırmıştım gerçekten çünkü ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyordum… dünyalık bir konu
açılmamıştı ilk defa… Bir odaya aldılar beni kızla görüşecektim… Sandalyeye oturdum
ellerim masanın üzerinde avucumun içerisinde ise terleyen ellerimi silmek için bez bir mendil vardı…
Odaya kız girdi nurani yüzlüydü… önüne bakarak konuşmaya başladı…
Diğer kızlar gibi bilezikten gelinlikten girmedi konuya…
Ilk sorusu namazdan oldu….
Bana namaz kılıyor musun demedi, namazı kaç dakikada kıldığımı sordu.
Mesela öğle namazın kaç dakikada bitiyor dedi… on beş dakika civarında diye söyledim…
Memnun oldu… sonra birikmiş ne kadar paran var deyince önceki görüştüklerim gibi konuşmaya
başlayacak herhalde dedim içimden… 45 bin lira var… Paranın zekatını veriyor musun deyince yanlış düşündüğün için utandım.. Evet veriyorum dedim…
Konuşmasına ağır ağır devam etti…
Sizden önce üç kişi ile daha görüştüm hepsi de zengindi,
güvendikleri tek şeyleri paralarıydı.Bütün konuşmaları paraya zenginliğe dayanıyordu.
Dine ait hiçbir bilgileri yoktu ve namaz bile kılmıyorlardı. Size ilk sorum namaz oldu çünkü
namazı doğru olan ve huşu içinde kılan bir insandan zarar gelemez. Ailesinin hakkını
gözetir haksızlık yapamaz. Herkes için en iyisini en güzelini ister. Kimseyi hor görmez ve ezmez.
Böyle insanı bütün mahlukat sever,mahlukatın sevdiğini de Allahü teala sever.Allahü tealanın sevdiği kul ise makbul edilen kuldur… ve devam etti konuşmasına…Sonra zekatı sordum çünkü o parada fakirlerin hakkı da var. Fakirlerin hakkını gözetmeyen eşinin hakkını da gözetmez. Allahü teala ondan nasıl razı olur ki…
Ne kadar doğru konuşuyordu konuşmaları beni çok mutlu etmişti. Dünyalık bir şey istemiyorum diye dem etti... Yan taraftaki kitaplığı göstererek okuduğu kitapları gösterdi. Görünce çok mutlu oldum çünkü benim okuduğum Ehli sünnet Alimlerinin kitaplarını okuyormuş. Ben kızarıp terliyordum nedense, elimdeki bez mendil de iyice ıslanmıştı. Benim ise kıza soracağım bir şey kalmamıştı,ben sormadan herşeyi anlattı bana. Son olarak annemle konuşmak isteti, ben dışarı çıkmak için ayağa kalkınca elimdeki mendil yere düştü. Yere göz gezdirdim ama göremedim dışarı çıktım…
annemle de on dakika kadar konuştular içeride, annem çıkınca evden izin isteyip ayrıldık. İki tarafta birbirinden memnun olmuştu. Anneme içeride ne konuştuklarını sordum. Anneme nasıl davrandığımı ailemle olan ilişkilerimi sormuş. Çünkü anne ve babanın razı olmadığı bir evlattan Allahü teala razı olmazdı. Eve gidince konuyu babamla konuştuk çok sevindi… abdest aldım iki rekat namaz kıldım odamda sonra birkaç gün önce gördüğüm rüya geldi aklıma… Elimdeki sabır kılıcıyla zorlukları aşmak nasip olmuş ve sonuca ulaşmıştım… Bu günden itibaren düğün hazırlıklarına başlayacaktık artık…
Söz kesilip aileler arasında yüzük takıldı. Düğün konusu biraz sıkıntılı olmuştu...… akraba tarafı çalgılı olmasında ısrar ediyor ,ben ise dini yönden olmayacağını anlatmaya çalışıyordum. Ben yumuşak huylu oldukça onlar daha fazla üzerime geliyorlardı. Düğün çalgılı olurmuş onlara göre. Cenaze evi gibi dualar edilip mevlit okutulmazmış… Ne yapacağımı şaşırmış ve iyice bunalmıştım. Defalarca haram olduğunu anlatsam da çalgısız olması gerektiğini kabul ettiremiyordum… Bir akşam evde akrabalarla toplandık bu konu hakkında konuşuyorduk. Bir şartla isteğinizi kabul ederim deyince hepsi şaşırdı… herkes gözlerini bana çevirmiş ne diyeceğimi bekliyorlardı. Öldüğümde mezara benimle girecek olan varsa ve benim yerime hesap vermek isteyen olursa kabul edeceğimi söyledim… Kimse yüzüme bakmıyordu artık utanmışlardı açıkçası… Bu konu da böylece şekilde kapamış oluyordu…
Bir Perşembe günü kız tarafıyla sözleşip düğün alış verişine çıktık…
Nişanlım sanki yanımda köle gibi duruyordu. Ben ne göstersem olur beğendim diyordu.
Bir insan bu kadar mı mütevazi bu kadar mı ince olabilirdi. Onun bu durumunu gördüğüm zaman
ben en kaliteli en güzel olan eşyaları alıyordum. Onu mutlu etmek için elimden geleni yapmak istiyordum… Evimizi döşemiştik her şey çok güzel gidiyordu… düğün günü gelip çatmıştı… heyecandan
ölecek gibiydim elim ayağıma dolaşıyordu adeta.
Düğün tam istediğim gibi olmuştu….
Evliliğimizin ilk yılları diğer evlikler gibi tartışma ya da kavga ile geçmiyordu.
Biz İslamın etrafında birleşmiştik. Hiçbir sorunumuz da olmuyordu.
Eşimin zekasına güzel ahlakına güler güzüne hayrandım… Onsuz zaman geçmiyordu,
işteyken fırsat buldukça arıyordum,sesini duyuncada çok mutlu oluyordum. Konuşmasında içimi
rahatlatan bir tesir vardı. Bunu nasıl yapıyordu bir türlü anlayamıyordum. Eve gittiğimde beni
her zaman güler yüz ile karşılardı, o anda bütün yorgunluğum giderdi. Yemek hazırlarken yardım
ederdim. Sen otur yorgunsun der, ben de içeri gidip otururdum. Onun üzülmesini hiç istemiyordum çünkü. Her ne isterse yerine getirmek için can atıyordum… Benden bir şey istesin diye gözlerinin içine bakardım. Arada bir arabamla gezerdik,gezdirince mutlu olurdu… Yine bir gün gezdirmek için çıkıp arabaya bindik. Dönüp bana baktı. Sabır çok güzeldir,sabır insanı bu araba gibi ulaşmak istediği yere götürür dedi. Neden böyle bir şey söylediğini anlamamıştım… biraz gezip eve gelmiştik… Birkaç gün önce yatak odasının kapısı bozulmuş, kilidi zor açılıp kapanıyordu.
Geçen gün mahallemizde hırsızlık olayı olduğu için odamızın kapısını kilitliyorduk…
Bir haftadır eşimin midesi bulanıyor bunun içinde geceleri sık sık kalkıyordu… benim uykum çok hafif olduğu içinde hemen uyanıyordum… O gece tekrar midesi bulanmış olacak ki kalktı, kalktığını hissedip gözlerimi açtım ama uyandığımı anlamadı. Yavaş yavaş kapıya doğru ilerledi…Fakat o anda gözlerime inanamayacağım bir olay gerçekleşti…
Ben rahatsız olmayım diye kilitli olan kapının anahtarına bile dokunmadı…
kapı kilitliydI Eşim Bismillahirrahmanirrahim dedi ve kapıyı açmadan dışarı çıkmıştı. Bu durumu görünce kalbimin atışları hızlandı terlemeye başladım… yataktan kalktım gözlerim, kapıya odaklanmıştı… yatak odasının camından lavabonun ışığı belli oluyordu…
Lavaboda elini yüzünü yıkayıp ışığı söndürdü.
Ben hemen yatağa yatıp uyuyormuş gibi yaptım. Fakat eşim kapıyı açmadan odaya girdi… Kalp atışlarım iyice artınca dayanamadım uyanmış gibi yaparak Yatakta doğrulup oturdum… Eşimin yüzüne baktım… adeta güzü nurlanmış parlıyordu… Uyandığımı görünce gülümseyerek yüzüme baktı. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Rahatsız mı ettim diye sordu. Yok çıktığını bile duymadım deyince gülümsedi ve yattı…
Işe gittiğimde sürekli o anları düşünüp duruyordum.
Bu nasıl olabilirdi?... Akşam eve gittiğimde zile basmadım ve kapıyı anahtarımla açtım.
Kapıyı açtığımda eşimi karşımda buldum… işten geldiğimde kapıyı açmak için bekliyormuş… Selam verip içeri girdim elimi yüzümü yıkayıp sofrayı hazırladık yemeği yedik… Bu gün neden durgunsun bir şey mi oldu? Diye sordu… Cevap veremedim… Dün geceki olayı nasıl sorabilirdim ki… Sana bir şey söyleyeceğim diyerek elimden tutup beni ayağa kaldırdı…gözlerinin içine bakıyordum… buyur söyle dedim… Hamileyim dedi… Ondan sonrasını hatırlamıyorum zaten… O anda ayaklarım boşaldı… Düşüp kalmışım yerde… Yarım saat sonra kendime geldiğimde eşim yanı başımda oturuyordu… Yattığım yerden doğrulup eşime bakınca utanıp yüzünü yere çevirdi… Bu habere o kadar sevinmiştim ki anlatamam…
Akşamları işten eve gelirken artık bebek eşyaları alıyordum… Gece yattığımızda eşimle hep hayal kurap duruyorduk… Cocuğumuz belli bir yaşa geldiğinde ilk hangi kitabı okumalıydı acaba… Ilk önce namaz kitabındaki bilgileri öğrenmeliydi. Ondan sonra hangisini okutsak acaba İslam Ahlakını mı? Herkese Lazım olan İmanı mı okutsaydık… Yok yok ilk önce Halifelerin menkıbeleriyle yeşertmeliydi kalbini… Benim evladım Ehli Sünneti savunan Ehli Sünneti yaymak için çabalayan bir kul olmalıydı onu bu şekilde yetiştirmeliydik… Her akşam belli bir zaman dilimi içerisinde eşimle İmam-ı Rabbaninin mektubatını okuyorduk. Bir akşam okurken yorgunluktan gözüme ağrı girince eşime rica edip sesli okumasını söyledim ve gözlerimi dinlendirmek için kapattım.
212. Mektubu okuyordu…
Bir ara gözlerimi açtım elindeki kitap kapalıydı. Gözlerimi açtığımı görünce hemen kitabı açıp gözlerini kitaba dikti… anladım ki o kadar sayfayı ezberlemiş ve ezberinden okuyordu. Okuduğu mektup bitince durdu… mektubatı bu zamana kadar kaç defa okudun diye sorunca bilmiyorum dedi… Peki kitabı bitirmen ne kadar sürüyor? Bir hafta diye cevap verdi.. Anladım ki eşim manevi derecelere yükselmişti.. beni rahatsız etmemek için kapıyı açmadan çıkması bir kerametti…
O günden sonra eşime olan hürmet ve saygım daha da arttı. Eşim bir evliya idi… Ilmihal okuduğumda anlamadığım yerleri eşime soruyordum. Öyle güzel açıklayıp anlatıyordu ki hayran kalmamak mümkün değildi… Hikmetini bilmediğim en ufak bir davranışını görsem soruyordum. O da hemen açıklar; ilmihalin şu sayfasında yazıyor diye söylerdi… Her haline sabrediyordu ve her haliyle de şükrettiği ortadaydı… İslamiyeti yaşayan bir numune vardı karşımda, bu yüzden Allahü tealaya her saniye şükretsem yine az gelirdi… Eşimin birkaç kerametini daha görünce dayanamadım, artık ne pahasına olursa olsun bu konuyu konuşacaktım kendisiyle… her zamanki gibi işten geldim yemek yedik konuyu konuşmak için eşimi karşıma aldım… giderek büyüyen bir heyecanla yavaş yavaş konuşmaya başladım..
İslamiyetin en ince kurallarına en güzel şekilde dikkat ediyorsun.
Konuyu uzatmak istemiyorum dediğim anda eşim konuşmaya başladı… "Sabır güzel şeydir. Sabrederken şükretmek daha güzeldir. İnsan her haline sabreder ve şükrederse Allahü teala ona daha iyilerini ihsan eder"… Artık ağzımdan tek kelime çıkmıyordu, eşimde konuşmasını bitirmişti… O günden sonra ona olan davranışlarım daha dikkatliydi. Onu kırabilecek her şeyden uzak duruyordum… bir akşam annem aradı komşu kızının düğünü varmış iki gün sonra, düğüne beni de davet etmişler. Eşimle birlikte gittik düğüne, her şey İslama uygun düzenlenmişti. Erkekler ve bayanların yerleri farklı bölümlerdeydi… düğündeki İslama uyma titizliğini görünce çok sevindim. Bir akşam kendisine balkondan verdiğim Kıyamet ve ahiret kitabı geldi aklıma. On dakika sonra küçük bir çocuk geldi, o kızın kardeşiydi bu. Babası işe giderken arkasından ağlayan çocuk… Abi eğilir misin dedi.. eğildim kulağıma ablasının bana çok teşekkür ettiğini söyledi. Ben vesile olmuşum onun bu duruma gelmesinde. Bunu öğrenince çok sevindim…
Eşim hamile olduğu için fazla kalamadık düğünde eve gittik…
Aradan aylar geçmiş ve eşim doğurmuş ve Bir tane oğlum olmuştu… hayatımızdan çok memnunduk… Eşimle her akşam kitap okumaya devam ediyorduk yine… Eşime üstadım diye hitap ediyordum… O benim üstadımdı. Dünya ve ahiret saadetim için en büyük vesile idi… geceleri rahatsız olmasın diye oğlumuz ağlayınca çocuğu alıp başka odaya gidiyordum… aradan iki yıl geçmiş oğlumuz büyümüştü… Eşim her fırsatta sabır ve şükretmemi telkin ediyordu… bir zaman sonra eşim hastalandı. Zamanımızın çoğu hastanede geçiyordu… eşimin hastalığı artmış, benim ise elimden bir şey gelmiyordu. Bir akşam işten eve geldiğimde kapıyı çalmama rağmen açmadı. İçeri girdim içeriden bilemediğim mükemmel bir koku geliyordu. İçeri girdim eşim yatıyordu ilk önce uyuyor zannettim. Uzun zaman uyanmayınca gidip uyandırmaya çalıştığımda vefat ettiğini anladım. O anda yıkılmıştım. İçim yanmıştı. Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Annemi aradım gelmesini istedim…. Eşimi diğer gün defnettik…
Eve girdiğimde burnuma gelen o güzel koku mezardan gelmeye başladı…
Her gittiğimde o kokuyu duyardım… giremiyordum. Onu özlüyordum sadece.. Canım eşim, üstadım vefat etmişti. Söylediği gibi yapmaya çalışıyor sabretmekten başka çare bulamıyordum… her an onu düşünüyordum… Aylar sonra eve girme cesareti gösterdim… gözlerim doldu ağlamaya başladım. Balkonda çıkıp sandalyeye oturdum. Dolunay vardı… Alinin beni aradığı o akşam geldi aklıma… O akşamda aynı dolunay vardı… gözlerimden yaşlar akarak dışarıya çıktım… doğru üstadımın, eşimin mezarına gittim. Saatlerce ağladım…. O güzel kokuyu hissetmeye başladım tekrar… arkamdan bir el omzuma dokundu. Arkama döndüm eşim nurlar içinde arkamda duruyordu… Heyecandan bir şey söyleyemiyordum
.. Başım dönmeye başladı ve bayılmışım sonra…
Uyandığımda sabah ezanı okunuyordu… Kalktım etrafıma baktım…
Eşimi gördüğüm anda... sabret dediğini hatırladım… Camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra dışarı çıkarken cebimde bir şey olduğunu fark ettim… Elimi cebime attım bir tane mendil vardı… Eşimin evinde ilk konuştuğumuz zaman avucumun içindeki mendil ayağa kalkarken yere düşmüştü bulamamıştım daha… demek ki eşim bulup saklamış… Mendilin bilmediğim şekilde çok güzel bir kokusu vardı…
Okuduysanız Paylaşalım bu güzel kıssayı herkes okusun
Dini Hikaye seven kardeşlerimiz bizi
Takip etsinler

Yağmurla Gelen Aşk.

Ağustos ayında bir öğle arası vakdiydi.
Sevdiğim kadin dışarıya çıkmış yağmurun altında islaniyordu cayimi alıp yanına gitmiştim bu bizim ilk buluşmamizdi yağmurun altında ilk islanisimdi yağmurda islanmayi seviyorum derdi.
Yağmuru sevmezdim, o gün yağmuru sevmeye başlamıştım..
Şuan seni beklediğim yerdeyim sevgili
Güneşin altında ağaçların arasinda temiz yeşilliklerin arasindayim sen yoksun ama bir tarafdanda yağmurun yağmasıni bekliyorum aslında sensiz geçen günlerime yağmurla ağlamak istiyorum sonra tekrar güneşin açmasını istiyorum umutla bakmak istiyorum
Aşk deryasinda uzaktan sevmek istiyorum seni ..
Bu muazzam manzarada bir sigara daha yakıp birlikde olan mazimizi düşünmek istiyorum tekrar tekrar yaşamak istiyorum
Yanlız başıma seninle hayellere dalmak istiyorum.
Ençok da gözlerine bakmak istiyorum kendimi görebilmek için seni kaybetme korkusuyla sevmek istiyorum tekrar tekrar.
Şimdi başka gönül bahçesindesin sevgili
Bilmiyorum ama seni benden çok sevecek mi o biri ..
Son konusmamizda bana nişanlandim demiştin sevgili beni unut demiştin 1 yıllık maceranın sonunu sebeb siz bir ayrilikla noktalayip ayrılığın 6.ayinda nişanlandim demiştin yalnız başıma titriyorum sevgili.
Bizi ayiranlara karşı Edebimi ve ahlakımı bozmak istemiyorum sevgili.
Muhammet bey

Aşk ve hakikat

Herşey Bir Polis Baskınından Sonra Bir İşe Girmemle Başladı...
Mart Aylarıydı Ramazan Ayına 1 Ay Falan Vardı Nerden Bilebilirdim Hayatımı Degişdircek İnsanın O olduğunu Yada Vesile Olaçagı..
Aklımın Ucundan Bile Ğecmez Diyecegim Güzel Bir Hayat Yaşatmışdı Bana Kısa Dönemlik Bir Hayat Doğrusu .
Hayatımın Bir Parçası Olacak İnsanla Karşılaştım Orda
zamanla Telefonlarımızdan Birbirimize Yazışmaya Başldık. Bir birimizi Çözmeye Calışıyorduk..
Açaba Bu Hayatımın Kadını Olabilirmi Sorularını Çevaplıyordum Kendi Beynimde Ne Kadar Tembel Bir Düşünce...
Zamanla Bir Birimize Dahaiyi  Anlıyorduk..
Onu Ne Zaman Görsem Gözlerindeki Parıltıyı, Kalbim Yerinden Çıkacak Gibi Atıyordu..
Neler Hissetiğimi Bilmiyordum Sanki Bir Büyünün Etkisinde Kalmış Gibi Hissediyordum aslında..
Ama benim asıl anlatmak istedigim bu degildi
birbirimizi seviyorduk 1 yıl beraberdik güzel şeyler yaşayarak sonra o kendi istegiyle ayrılasıya kadar herşey güzeldi..
Gidişiyle Bana Öyle Şeyler Hediye Ettiki 4 yıldır  bırakamadıgım yapamadıgım şeyleri yapmak gibi hakikate yönelmek gibi en önemliside varoluş nedenime cevap bulmam gibi aradıgını bulamayan adam olmak gibiydi gidişi
üzülüyorum ama beni buraya ceken bir sebeb vardı hayatımı  hakikate adamak gibi
tesadüfmüydü herşey Ben İnanmıyorum ..Sadece Bu kadının Hayatımı Degişdirmesine Şahit Oluyordum Cünki Her Sorunun Arkasını Araşdırarak Kitaplar Okuyarak Gerçeği ögrenerek Not Alarak Seni uzakdan Sevmek Daha Güzel Oluyordu sadece biraz gec kaldım giden gitmişti.
Hayat Bir İmtihan Kimi Pırlantayla Sınanacak Kimi Ekmege Gösttereceği Saygıyla sınanacak.
Kalu Bela da Verdigimiz Söze Sahip Cıksak o yeter bize

Aradığını bulamayan adam

Aradığını bulamayan adam
Aşk la yanıp tutusdugumuz insanlar vardır.
Gönülden sevdiğimiz kaderin karşımıza çıkardığı hayatımıza müdahil ettiğimiz insanlar.Peki bu sevdiğimiz insan hayatimizdan çıkarsa neler değişir.
İlk bakışta ayrılıklar fazla birşeyin degismeyecegini hissetirir.
Ama sanıldığı gibi değildir işte.
varsa hatam onu düşünür kendime bir ders çıkartirim hayata karşı yoksa hatam yine iyisin der kendime hayata küsmem gibi.
Aradığını bulamayan adam olursun arkadaşlarının vereceği cevaplar veya kendi düşüncelerin seni tatmin etmez.
Bir cevap ararsın kendine, bir hoca ararsın aslında vereceği cevaplarla hakikati ararsın gerçeği ,halbuki gerçek önündedir ama sen kabullenemezsin. Çünki yaran vardır umutlarin hayallerinin yada hayatınin sona erdiğini hissetirir o gönül Yaran.
Aradığını bulamayan adam kaç kez seni  düşünür olur sevdiği için Filozoflar bile halt eder yanlarında. Bir çevap arar
En büyük yanlıştır insanlara ümit bağlamak bu yüzdendir çoğu kavgalar ayrılıklar sebeb siz gitmeler aradığını bulamayan adam olmak bu yüzdendir aslında. .
Derttir erkeği adam yapan
Allah sevdiği kullarına dert verir imtihan eder..
Bunun bir parçası olmak bile düşüncesi bile huzur verir insana çünki  her sabrin sonu imtihanin sonu vel ikramla biter..
Mühim olan öbür dünyadir..
Aradığını bulamayan adam kitaplarda buldu aradığını çünki kitaplar yalan söylemedi hakikati doğruyu gösterdi kitaplar..

Ebru çiçeği :senden öncesi

Her Sevdanın bir öncesi vardır. Benim seninle tanışmadan önceki hayatımın olduğu gibi Gecelerin birakmadigi yalnızlıkla yaşam sürdürmem gibiydi. 4 duvar arasında monitör penceresine bakmakla geçmekteydi yaşamim. Hayatın özgürlüğünü bilipde tatmak arasındaydı fark aslında. Bana göre karanlık bir yaşamdi çünki ebru çiçeğini görünce aydinlanmistim onun verdiği sevgiyle öğrendim herşeyi hayatı yaşamı ve ona beslediğim aşkı. Kiskancdim ben Ebru çiçeğinin kimsenin görmesini bile istemezdim.. üstünde titrerdim âdeta Ebru çiçeğini görmeden önceki yaşamim.. özetlenirse buydu. Aşkla yanarak yaşami anlamam gibi.. Sabahın saatlerinde güneş yeni doğmuş ve yeşilliklerin arasında ebru çiçeği açarak mutluluk yaymasi gibi . 1 yıl ebru çiçeğinin solmamasi için çaba sarfetmek ti. Şimdi ise başka gönül bahçesinde ben ise hala onu arıyorum. Son sözü beni unut demişti. Ben olaki unut diyemedim işte..

Ebru çiçeği Soldu









Ne kadar Seviyorsan Okadar Sabredebilirsin Yazıyordu Bir kitapda.Not alıp işlemem lazımdı bu Yazıyı Giden Gittide Ya giden Sevmiyorsa.
Giden Unutmuşsa İsyan Ederim Desende Ozamanda Yanlış Sevmişsindir.
Evet Sabretmek Gerekdi Bazen Peki Ne için Sabretmek Gerekdi.
Geri Döneceginin İnancınamı Yada Vuslatamı..
Unutmaya Yelken Açıp Sabretmekmi
Dayanamayıp Sağı Sola Kırmakmı
Seven İnsan Her Yolda Acıyla Karşılıyor.
Tabiki Sabretmek Ne yapabilirsinki.. Diger Gönül İstemiyorsa..
Ayrılıgının 6.ayı Sevgilim Beni Bırakıp Bir Şiirle sözlenmenin 6.ayı
Hayatımı Alt Üst Etmenin 6.ayı
Ben Şikayetci Değilim İyikide Girmişsin Hayatıma
ama Bir şiire Aldanman beni bitirir bu sevdayı hiçe sayman verdiğin sözler birlikde kurduğumuz hayaller bitirir beni.
Daha ne kadar Sabredebilirim bilemem..
Bir öğlen arasında beraberdik hani yorğunduk 2 mizde.taburelere oturmuş çay içiyorduk
Yan yana oturmuş ben sana bakarak cayımı yudumluyordum.
Sol yanımdaydin bu anı tekrar tekrar yaşamak istiyordum aslinda çünki ebru çiçeği birgün solarsa diye düşünüyordum.elini tutmuştum o an düşlerimde ebru çiçeğinin solmasini bile kaldiramayip gözümden yaşlar süzülmüştü irili ufaklı.
Bana yüzünü çevirip neden ağladigimi sormuştun
Birtarafdanda elimi sımsıkı tutmuştun Dudaklarımdan sadece 3 kelime dökülmüştü .
BENİ NOLUR TERKETME
Evet ebru çiçeği seni kaybetmekden korkmuştum.
Ve korktuğum tüm düşler gerçekleşti.
Ebru çiçeği soldu artık o gitti şimdi başka gönül bahçelerinde.. bir şiire aldanip koca romandan vaz geçerek.. kalbimi bırakarak.
Yazımı mevlanin sözüyle bitirmek istiyorum
Gönül, dert ile yandı; derdimi paylaşacak bir dost yok. Çok yer gezdim hüznümü azaltacak bir kişi yok. "Ben yarinim" diyen çok amma gerçekte vefalı bir yar yok.

Yağmurla gelen sen ebru çiçeği

Seni düşünüyordum birden Yağmur yağmaya başladı.
Çayimi da alarak dışarıya çıkmıştım.
Yağmur değil de sen yağardı bu bedenimin üzerine. Her defasında sokağa atardım kendimi. Islanmak güzeldi sende. Sen yağdıkça üzerime.
Ey uzağa daldıkça akla düşen sevgili. Ey kokusunu derinden özlediğim. Ey gönlü güzel olan. dinleyesin şu meczubu.
Sen ki bir ateş, ben fakirde kelebek. Nasıl ki ateşin büyüsüne kapılan kelebek, onu karanlıktan aydınlığa açılan kapı sanar ve etrafında pervane olur, en sonunda da aşkına yenik düşüp ateşe atar kendini ve kül olur ya... İşte ebru çiçeği .. Ey Ay'ı kıskandıracak güzel, sen de benim ateşimsin. Düşünce aklıma sen, yakınca gönlümü sensizlik ateşi yanar kül olurum da kimseye "Aman" diyemem. Sesini ararım işit feryadımı. Gece gözlüm, yazdığım her bir harfte binlerce çığlık, her bir kelimesin de kor kor ateş. Gece düşer âlemden ârşa, gözlerin gelir aklıma. Yana yakıla ağlayan gözlerin. "Seviyorum " diye hayıflandığını işitirim dağlardan süzüle süzüle gelen rüzgardan. İşitirim işitmesine lâkin ağzımı açıp bi belâgât edemem. Susarım... Sadece susarım. Ardından kokun gelir çöker ciğerimin en dibine de iner gözden bir damla. Masumca. Sessizce. İner inmedine de neden yakar bunca kezzap gibi dokunduğu yeri. Yüreğimde ki "ebru çiçeği " ateşine su olacağına neden körükler onu bir damla yaş... Sevdan harman yeriydi yüreğimin. Sabır sürdüm yangınlarıma. Hasret nedir bilir misin?
Esen rüzgarda ebru çiçeğini  koklamak..
Daldıkça uzağa ebru  görmek..
Duydukça "Güle aşık bülbül" ün sesini ebru işitmek.
Hasret demek 'sen' demek  'sen' demek hasret demek.
Senki gül kadar narin.
Benki dikeni kadar zalim
Senki su kadar naif
Benki ateş kadar zalim
Senli usul usul esen rüzgar
Benki kan kırmızı fırtına
Senki iyi olan
Benki kötüye yoran...
İlik ilik, zerre zerre,ebru içeceği  işlerken gönlüme aka geldi ayrılık. Bir bilsen ebru... Bir işitsen yüreğime üflenen sûru. Bugün hiç çıkmadı aklımdan "seviyorum " dediğini. Okuduğum anda sur üflenmişti içimde. Kopmuştu kıyametim. Ateş düştü yüreğime, özüme. Gece karanlığı gözlerinde kaybolmuş bir divaneyim ben. Divane bu ya, ne ne dediğini bilir  ne nede yaptığını. Sen anlat şu divanene gece karanlığında yol bulmasını. Gönlün kutup yıldızı olsun. Yön belirtsin aşkın. Tut elinden götür şu divaneni aydınlığa..
Yazarım derdimi kendime
Kaderin benle bu derdi ne
Ebru çiçeği misali
Aradığını bulamayan adam olmak

Bir Şiir için koca bir romandan vazgeçti..

Bir Şiir için koca romandan vaz gecermiydiniz.
Evet benim sevdiğim kız benden vaz geçti derttaşlar 
Koca hayat romanından vaz geçip yeni birisine varmış hatta bugün sözlendiğini duydum ne ağır derin bir duygu.Seviyordum oysa deliler gibi onun aşkıyla yanıp tutuşmusdum dayanamadım mesaj attım evet sözlendim dedi saten belliydi aslında aniden gelişen olaylarla beni terk etmesi gibi ama ben hala seviyordum onunda beni sevdiğine inanıyordum seviyorduda oysa .
Birden Yıkıldım tekrar yalnızlıgımla tek başınayim yine sakinleştim bu sefer birazda eywallah2 kitabı ni okumuştum onunda etkisi var.beni sevseydi o sözü De bozabilirdim ben canımı saymıyorum bile 
Ama hiç kizmiyorum ona seven insan kızmaz arkadaş onunla yeniden doğmuş gibiydim aslında 
Daha önce asosyal hayatım vardı.insanlara isinamazdim sadece ölmek için yaşadığımı düşünürdüm o zamanlar şimdilerde ise çok farklı 
Çünki bir aşık severek öğreniyor herseyi tekrar 
Gönlünde bir imparatorluk kuruyor sevdiğini ise o imparatorluk da kral yapıyor hüküm sahibi gibi bir değişle ya o gittiğinde ne oluyor tirnaklariyla 

İnşaa ettiği imparatorluk yıkılıyor 
Düşünün bir vatan düşünün ama devleti yok 
Devletsiz bir ülke olmaz tabi
böyle bir his ne varla yok arasında arafda kalmak gibi bir gidiyorsun bir geliyorsun.
Onun gidişi ve beynimde yakılanan tek bir ses
Buna neden olan insanlardan bunu sorgula diyor.ben demiyorum nefsim söylüyor gururumda yediremiyor tabi öfkemde sinir oluyor.
Bazen öfkemi kontrol edemiyecek seviyeye geliyorum ve insanlara zarar vermekden korkuyorum ama hayatımı mahvetmeye değermi diye soruyorum kendime bir vefasiz yüzünden.cunki inanıyorum bugünlerin de geçeceğine ve hakikate inanıyorum gönlümün gerçek bir sahibi gelicek ve beni tamamlayacak buna inanıyorum işte 
 birazda gitmek istiyorum buralardan gidince geçeceğine inanıyorum ama ne kadar fazla yol yürüsemde geçmiyor.
 Rabbim nasıl uygun görüyorsa onu yapar .o ki hesap içinde hesap yapandir. Olması gereken bu dememizdir.ama sevdik bir kere insanin inanamıyoruz terketmelerine..
Bu bizdeki dertmiki derttas düşünmüyor değilim çok düşünüyorum hatta takiyorumda çok ben ne dertler gördüm - duydum bu mübarek mirac kandilinde bile cibril a.s peygamber Efendimize neden gulmediği gibi rabbimiz allahtan razi olalım bu bizdeki dertmiki derttas dua ve selam ile

Kız için ölmeye degermi ?

Merhabalar size kendi gönül ateşimden yanarken yazıyorum.
Hayatta en büyük yanlışimi yapdim yine birini severek ona bağlandım öyle bir baglilikdiki ayrilmamiz 6 ay oldu ama hala unutamadığım biri var gönül bahçemde. 6 ay boyunca düşünmeme rağmen hala nasıl terkettigine inanamıyorum aslinda çünki saf duygularımla bağlanmıştim onuda kendim gibi görürdüm. Bu yüzden atamiyorum kafamdan benim inandığım tek gerçek vardı bu kızla mutlu bir aile tablosu olmakdi sadece ama nerde yanlış yapdim inanın hala bilmiyorum.
1 yıl beraberdik arkadaş hem iş yerinde hem tatillerimizde kafadan nasıl atayım o güzel günler..
Düşünmeden edemiyorum işte bazen ölümü bile düşündüğüm günler olurdu. Ama allahin kulu için ölmeye degermiydi bunuda düşünürdüm açıkçası çünki ben aciz bir kulum bir kız için ölmeye değmez çünki öbür dünyami mahvetmeye değmez dünya fani dünya hersey birer sinav kiz için ölmeye değmez çünki platonik aşk sancıları ve depresyon dediğimiz olay bizi bu duruma sürükler ahh o şeytanıda unutmuyalim.
Rabbime şükürler olsunki bu günlerde geçer duasiyla bu durumu atlattim diye bilebilirim 
Sizi terk eden bir insan için değmez hayatın sınav olduğu gerçeğini unutmuyalim diymi.
Tabi hala unutamadım o zalim kızı bazen ortalığı karisdirayim diyorum tabi bunu içimdeki ses diyor :) zor tutuyorum kendimi istesem zarar vermesini biliriz ama insan sevdiği insana kiyarmi arkadaş ben Kıyamam. Günah da saten  sevgili okurlar bu dertten kederden muzdarip olan derttaslar 
Ben olaylara geniş açıdan  bakmanizi tavsiye ediyorum çünki kısa açı bizlere zarara götürür 
Hayat imtihan sınavımiza iyi hazirlanacagiz 
Unutmayın çay demde adam sevda da demlenir. 
Ayrıca 
İçinizdeki şeytana (nefs) dikkat edin .
Selametle okuyanlar yorum atarsa güzel makaleler hazirlariz

ŞAHMARAN EFSANESİ

Efsaneye göre Şahmaran yüzlerce yıl önce Tarsus’ta yaşayan yılan vücutlu kadın başlı bir kahraman. Bahçesinde insanoğlunu cezbedecek her türlü yiyecek ve ziynet eşyası bulunan Şahmaran kimsenin bilmediği bir yerde insanoğlundan uzakta yerin altında yaşamış ta ki insanoğlu Camsab tarafından bulunana kadar.

Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab’ı bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki taht üzerinde insan başlı süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab’a kendi diliyle hitap etmiş; ‘Hoşgeldin insanoğlu çevrendekilerden korkma sen bizim misafirimizsin’

Şahmaran Camsab’a türlü türlü yiyecekler ikram edip kendi ülkesine nasıl ve neden geldiğini sormuş. Camsab hikayesini uzun uzun anlatmış… Camsab’ı dinleyen Şahmaran başını sallayıp ‘İnsanoğlu nankördür hilekardır. Küçücük menfaatleri karşısında muazzam zararlarına razı olur’ demiş.

Şahmaran’ın güvenini kazanan Camsab uzun yıllar bu bahçede yaşamış. Yıllar sonra bir gün Şahmaran’a yaklaşan Camsab ailesini çok özlediğini söyleyip ‘Nolur beni aileme kavuştur’ diye yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini ancak yerini kimseye söylemeyeceğine ve asla hamama girmeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Çünkü Şahmaran’la karşılaşan her kim olursa hamama gittiğinde vücudu pullarla kaplanırmış. Şahmaran’a söz verip ailesine kavuşan Camsab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmaran’ın yerini kimseye söylememiş ve hiç hamama gitmemiş.

Derken bir gün Camsab’ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev hastalanmış. Vezir hastalığın çaresinin Şahmaran’ın etini yemek olduğunu söylemiş ve herkesin hamama getirilmesini istemiş. Önceleri direnen sonra zorla hamama gotürülen Camsab’ın vücudu hamama girince pullarla kaplanmış. Sonunda da yapılan işkenceye dayanamayarak canını kurtarmak için kuyuyu göstermiş. Hemen kuyunun başına gidilmiş ve Şahmaran dışarı çıkarılmış. Camsab’ı gören Şahmaran ‘İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım’ demiş. Ölüme giderken de Camsab’a ‘Beni toprak çanakta kaynatıp ilk suyumu sana içirecekler sakın içme zehirlidir. İkinci suyumu iç gövdemi de hükümdara yedir’ demiş Şahmaran’ın söylediklerini harfiyen yerine getiren Camsab ilk suyu vezire içirip ikincisini kendisi içmiş. Etini de hükümdara yedirmiş. Vezir ölmüş hükümdar da kısa sürede iyileşip Camsab’ı veziri yapmış.

Efsaneye göre Şahmaran’ın öldürüldüğünü yılanlar bilmemekte. Tarsus’un Şahmaran’ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından basılacağı rivayet edilir.


ŞAHMARAN EFSANESİ

Ebru çiçeği bir başkaydı ramazan ayında

Kavrulmuş sicaklarin arasinda ebru çiçeği ramazan ayında huzur kokuyordu âdeta.
Aşk bir başkaydı ramazan ayında diller değil gözler anlatıyordu aşkı . Yeşilliklerin içinde  hakikati gösteriyordu aşk .
Geldik yine bir Ramazan ayına sevgili Ayrılıgının 7.ayında huzur kokan sen yoksun yanımda.
Gözlerine bakan o suret yok karşında.
Gecenin karanlığında kaybolmuş nereye gittiğini bilmiyen ben boş sokaklarda seni arıyorum.
Diyorumya ramazan ayı seninle bir başka güzeldi aslında..
Sevdam ile huzur kokulu o maneviyat hissi bedenimi sarıyordu. ebru çiçeği ile yaşamak istiyordum aslında Aradığını bulamayan adam oluyordum yavaşça..

Ebruyu sevmek: son sözüm...

          Ebruyu sevmek:son sözüm  
bir dal var koparamadığım, birde sen varsın sevipte unutamadığım 
Ey Gönül Dostum.Ne güzeldi Seni Sevmek 
Yine Dört Duvar Arasında Yine Seni Unutamadığım Bir Gece, yalnızlıgımla Beraber hasretinle Yanarcasına. Beni Terk Edip Gidişin Vardıya. İşte O Günlere İsyan Ederçesine Sarılmak İstiyorum Sana.Bunca Yorgunluklarımın İçerisinde Yine Sarılmak İstiyorum.Utanırcasına .Terk Edilişine Degil Gönül Dostum.. 
Hasretinle Yanmaya Değil.
Hayat Bir İmtihan Basit Olaylardan Dolayı Vaz Gecmeye Ne gerek vardı Sevdigim
Bana Hayatı Anlatan Sevdigim..
Senin O gözlerine Tekrar Bakmayı İsterdim..
Keşke Bu Gece sabahlar Olmasada Rüyamda Sen Olsan Beraber Bir Yudum Çay İçsek Yine .. Kalp Atışlarımızı Dinlesek Beraber..
Hani Ellerini Tutup Ağlamışdımya İstemsizce Dudaklarımdan Tek Kelime Çıkmışdı 
 Beni Terk Etme Diye.
Gideceğinden korkmusdum..gittinde
Seni Rüyalarımda Görünce Erken Kalkıp Hasretine Dayanamadığım Günler Gibi
Eser durar Yine Hafızamda..
Ne Güzeldi Seni Sevmek Yarim Nerdesin Şimdi..
Yetiş Gönül Dostum Yanıyor İçim..
Aşkla Yanan Bu Yürek Bu Ayrılığın Bu Sevdanın Bitişine Yanıyor..
Ayrılmak İstemezsin Ondan Ama o Senden Ayrılacak..
Dolu Dizgin Bu Şehirde Milyonlarca İnsanlar Olsa Ne Fayda Sen Olmadıkdan Sonra sevdiğim..
Ferhatın Sevda Yüzünden Ölmeside Ayıp Degildi Sevdiğim
İçime Hapis Olmuş.Yüreğim  bana seni gerek seni
Oysaki ben senin kalpini kazanmak için ne fedakarliklar yapmisdim..
Seni ne kadar çok kiskanmisdim..Uğur böceğinin koluna konmasina bile kiskanirdim
Senin yanında uyumayi özlemişim en çokta
Üzerine en çok titredigim gönül dostum..
Şimdi sen yoksun
 Şu hayattaki son hayalim yine sen..
Son sözüm son hayalim son gözlerine bakisim :Aşkınla sarhoş olmuş bu gönlüm bu dünyadan gitmeden önce benimle son kez çay icermisin?
Yazmamak Gözlerine ihanet olurdu..
Not:Bunlari buraya yazmamdaki amaç içimi bosaltmakdir. Ne bir maddi nede manevi bir beklenti amaçlı yazilmamistir...
Derdime ortak olanlar ayrıca teşekkürlerimi sunarım.

Blog editörü