Kategoriye Ait Yazılar Listelendi.
dini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dini Sözler

Güzel Sözler
Açılıp saçılmak medeniyetse; desene hayvanlar bizden daha medeni.
(Necip Fazıl Kısakürek)
----
Ey insan kaf dağı kadar yüksekte olsanda.
Kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma...
Herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.
----
Hayatı "HD" kalitesinde yaşamak istiyorsan "H"akka "D"ayanacaksın o kadar !
----
Ne olacak bu Türkiye'nin hali? İl il BİRA FESTİVALLERİ düzenlenmekte. Ey Osmanlı, bak gör evlatların ne halde! FE EYNE TEZHEBÛN (Bu gidiş nereye)?
----
Ve Yüksek Bir Çığlıkla Suküt'a Eriyorum ''Umut Etmekte İbadettir'' Diyorum !
----
Kalbinden geçmeyeni diline değdirme. Ya kalbin derininden konuş; Ya da sus! (Hz. Mevlana)
----
Güçlük kolaylıkla beraberdir, kendine gel, ümidi bırakma! 
Akıllı insan bilir ki, ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir. (Hz. Mevlana)
----
ALLAH'ın razı olduğu kişiye tufan bile sığınaktır. Ve inananlar için her çağda bir Nuh'un gemisi vardır..
----
Cüneyd-i bağdadi'ye sormuşlar, "sabır nedir" diye, sorduklarında şu cevabı vermiş, sabır, yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır..
----
Doğarken ÜMMETİ, yaşarken ÜMMETİ, ölürken ÜMMETİ, hep ÜMMET. Terketti sünneti..
----
Namaz kılmak için üniversite içerisinde elde edilen bir metrekare, üniversite dışında elde edilen çok geniş mekandan daha hayırlıdır.
----
İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl, sadaka ver. Umut verip, güven aşılayıp da yarıyolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin. (Hz. Mevlana)
----
Kötülüğe Rağmen İyilik, Yanlışa Rağmen Doğruluk, Zorluğa Rağmen Cesaret, Uzaklığa Rağmen Vefa Asil İnsanların Kudretidir!
----
Yine ayrılık yağıyor yüreğimin üzerine.. Ve Bilal sesleniyor ömrüme, "Hayye ale's-Selâh Hayye ale'l- Felâh".
----
Denemekten, Çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kırıldığında Bil ki; ALLAH Ne Kadar Uğraştığını Görüyor.
----
Dün çimen ayaklarımın altında idi. Şimdi üstümde bitiyor! Görüyor musun? Toprak günahlardan başka her şeyi örtüyor..
----
Sabır, kötülerin oyununu bozan sihirli elin ta kendisidir.
----
Ağlamak rahmettir ağlatanı bilirsen, aynaya gerek yok kendini bilirsen.
----
‎"ENTE" Nidasıyla başlayan her soluk, "ENE"nin bağrında bir VAV yarasıdır. ŞEHADET parmağına sinen her tekbir "ELİF" kokulu bir BİSMİLLAH virasıdır. Yelkenler fora.. istikamet aşkın rotasıdır. Yar diye yüreğine yerleşen Aşk-ı Rahmanın sevdasıdır.
----
Edepli edebinden susar. Edepsiz 'ben susturdum' sanar.
----
Ey Can! Edep nedir diye arar sorarsan eğer, bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül gösterebilmektir.
----
Ey deli gönül! Aşk mı istiyorsun? Yaradan sana yar değil mi? Hep soğuk mu geçti ömrün.. Kışın sonu bahar değil mi? Dünya sana neden hoş geldi ki.. Kabir kapısı dar değil mi? Sevgilinin senden istediğini ne çabuk unuttun böyle.. "Ak bir alın" bir de "Ar" değilmi?
----
Gönlüne belalar geldikçe gülerek karşıla. Şükrü ve sabrı öğreniyorsun, korkma rıza makamı yakın sana. (Hz. Mevlana)
----
Cahille girme münakaşaya.. Ya sinirini zıplatır tavana. Ya da yazık olur "adabına"
----
Yusuf 'un gözleri kuyu kadar karanlıktır kimine. Ve güneş gibi aydınlıktır bakmasını bilene. Bu ahir zamanda ne Yusuf gibi bakan göz bulunur, ne de o gözlere bakıp anlayacak Züleyha.
----
Başkalarının bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar. (Hz. Mevlana)
----
Gülene neden güldüğü sorulmaz. Ama ağlayana neden ağladığı sorulur. Sende dualarında ağla ki Rabbi
Nasıl ki bır anne hasta çocuğuna iyileşmesi içini acı ilaçlar veriyorsa ALLAH (c.c.) ta sevdiği kullarına öyle acılar verirmiş.
----
Sıkılma ey nefsim, geceni Allah'a ayırmaktan sıkılma, çünkü burada sıkıldıkların ahirette seni kurtaracaktır..
----
Yaşamak Su Misali Akıp Giderken. Bize Kalan Bir Vefa, Bir Selam, Bir de Habersiz Yapılan Güzel Duadır!
----
Nefse kolay ve tatlı gelen her şeyi SAADET zannetmemeli.. Nefse güç ve acı gelenleri de FELAKET sanmamalıdır.. (İmam-ı Rabbani)
----
Güneş ile dünya arasına ay girince dünya karanlıkta kalır,
Allah ile kul arasına dünya girince kul karanlıkta kalır..
----
Ateş karşısında bozulmayan altın, altın karşısında bozulmayan kadın, kadın karşısında bozulmayan erkek; kalitelidir!
----
Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı. Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma. Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana! Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi. Ömrüme ışık olsun sıkıntı anlarımda ettiğim dualar. Sen yolum ol; sen sonum ol!
----
ÖLÜNÜN dili olsa diyecek sana.. ben fırsatı kaçırdım tövbe et "GÜNAHINA".
----
Nasip; istenen değil, hep verilen. Nasipse gelirmiş Çin'den Yemen'den. Nasip değilse; Senin olsa bile kayar gidermiş elinden..
----
Allaha kavuşmak, kötü insanlardan uzak durmakla olur. (Hz. Ali)
----
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki bütün vaktini ona sarfediyorsun?
----
Dua ve İbadet; Allah ile beraber olmaktır. Allah ile olan kimse için; ölümde ömürde hoştur. (Hz. Mevlana)
----
Ne kadar acıdır insanın teselliyi içkide sigarada araması. 
Çok mu zor elini semaya kaldırıp Rabbine yalvarması..
----
Ya islamda yürürsün, ya da küfürde çürürsün, yol mezarda bitmiyor gidince görürsün.
----
Bir insanın nasıl güldüğünden (terbiyesini) neye güldüğünden (ahlakını) anlayabilirsin.
----
Dün dünde kaldı karıştırma, yarın yaşayacakmısın araştırma. 
Bugün hayattamısın ozaman güzel yaşa kahırlaştırma.
----
Huzur bulmak istiyorsanız, ezanla dirilin namazla yaşayın.
----
Güzel nuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)
----
Şu fani dünya için gayret üstüne gayret.. ebedi dünya için gayret yok hayret.
----
İbret Al Yere Düşen Yaprağa; O da Senin Gibi Tepeden Bakardı Toprağa.
----
Gözlerine dünya süsü güzel gelmesin. Kulaklarına müzik aşk hoş gelmesin. Ömrün hep bunlarla boş geçmesin. Bir gün toprak olacaksın ey nefsim.
----
Gerçek zengin, bilgisi çok olan insandır. (Hz. Ali)
----
İman iki eşit parçadır, yarısı sabır yarısı şükür.
----
Mal cimrilerde, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa işler bozulur. (Hz. Ebubekir)
----
Geceler uzundur. Onu uyuyarak kısaltma. Gündüzler aydınlıktır, onu günahlarınla karartma.
----
Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. 
(İmamı Azam)
----
Saatin zinciri bitince eylemez tık tık. Vakti zamanı gelince ruha derler çık çık. Hakka kulluk eyle zira ahirette dinlemezler hık mık.
----
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.
----
Güvenme zenginligine bir kivilcim yeter.. güvenme güzelligine bir sivilce yeter.
----
Allahü Teâlâ Buyuruyor Ki, Nefsinize Uymayın, Nefsiniz Bana Düşmandır.
----
Kibir, Bele Bağlanmış Taş Gibidir. Onunla Ne Yüzülür Ne De Uçulur.
----
Bin Zulme Uğrasan Da, Bir Zulüm Yapma. (Hz. Ali)
----
Kırk çürük yumurta bir sağlam yumurta etmez. (N. Erbakan)
----
İnsanların en iyisi fakirlere karşı alçakgönüllü olan zengindir. (Muhammed İbn-i İsmail Mağribi)
----
Allah’a dost olan, hiçbir şekilde dünyaya dost olamaz; dünya dostu olan, asla Hakk’ın dostu olamaz. (Ebû İshak)
----
Bir kötülüğü beğenen, onu işleyenden daha kötüdür. 
(Şemseddin Sami)
----
Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır. (Şeyh Sadi)
----
His yok, acı yok, hareket yok leş mi kesildin? Hayret veriyorsun bana sen böyle değildin. Feryadı bırak, kendine gel çünkü zaman dar. Uğraş ki telafi edecek bunca zarar var. (Mehmet Akif Ersoy)
----
Sözü dost, özü düşmandan usandım. Dili Mümin, kalbi şeytandan usandım. Herkesin kahrı çekilir ama; ben davasız Müslümandan usandım..
----
Bir elimizde şarap, bir elimizde Kuran, ne tam kafiriz ne de tam müslüman! (Ömer Hayyam)
----
Müslüman çağın gözüyle İSLAM’a bakmaz, İSLAM’ın gözüyle çağa bakar.
----
Ölüye karşı aşk ebedi olamaz. Kişi ölünce aşk biter. Sen ebedi diri olana aşık olmaya bak! (Hz. Mevlana)
----
Kadın Mezarlığa Girerken Başını Kapıyor, Dışarı Çıkarken Açıyor, Ölüye Karşı Kapayıp, Diriye Karşı Açmak AKIL ALMAZ!
----
İyi ki geçiyorsun zaman! Ya acının derinime işlediği bir anda donsaydın. (Hz. Mevlana)
----
Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan. Çünkü gök gürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşartan. (Hz. Mevlana)
----
Başını onun omzuna dayayıp, "lütfen beni terk etme" diye yalvaracağına; alnını secdeye koy, "kalbime 
----
Toprak boyunuzun ölçüsünü almadan, siz seccade'ye boyunuzun ölçüsünü verin.
----
Ey insan. Cenneti istiyorsan İSTENİLEN gibi yaşa. Cehennemi istiyorsan İSTEDİĞİN gibi yaşa..

kapak-sozler.blogspot.com

DİNİ SÖZLER

DİNİ SÖZLER

1 Şikâyetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki, ağladığım günlere ağladım. Hazreti Ebû Bekir Radıyallahu anh
2 İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hazreti Ömer Radıyallahu anh. islami dini sözler
3 Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı saliha kadındır. Hazreti Ömer Radıyallahu anh. dini sözler anlamlı
4 Gözü haramdan korumak ne güzel şehvet perdesidir. Hazreti Osman Radıyallahü anh. etkileyici dini sözler
5 Lüzûmsuz şeylerin peşinden koşan, lüzûmlu şeyleri kaçırır. Hazreti Ali Radıyallahu anh

6 Kuran tilaveti ile kalbine ruhani feyiz sirayet eden kimse, dostlarının ayrılığı ile vahşet halini hissetmez. Hazreti Ali Radıyallahu anh
7 Edep aklın suretidir. Hazreti Ali Radıyallahu anh
8 İnsanlarla öyle iyi geçininiz ki düşmanınız bile ölümünüze ağlasın . Hazreti Ali Radıyallahu anh
İyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür. (Ebu Bekir Ferra)
Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. (İmam-ı Azam)
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. (İbni Haldun)
Herkes herkese bir lokma şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir. (Mevlana)
Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez. (Firdevsi)
Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir. (Mevlana)
Avcı nice al (tuzak, hile) bilirse, ayı da onca yol bilir. (Kaşgarlı Mahmud)
Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a))

Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)
Özü doğru olanın, sözü de doğru olur. (Hz. Ali (r.a))
Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
Her gecenin bir gündüzü vardır. (Hz. Ali (r.a))
Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali (r.a))
Bütün kötülüklerin anahtarı, hiddettir. (Cafer bin Muhammed)
Kesilmiş koyuna derisinin yüzülmesi elem vermez. (Hz. Esma)
Güzel ahlak; bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. (Hasan-ı Basri)
En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır. (Malcolm X)
Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar. (Mevlana)
Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. (İbni Haldun)
İnce sözler keskin kılıca benzer, kalkanın yoksa geri dur. (Mevlana)
Gerçek zengin, bilgisi çok olan insandır. (Hz. Ali (r.a))
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. (Mevlana)
Cevizi kırıp özüne inemeyen, hepsini kabuk zanneder. (İmam Gazali)
Hayat, iman ve cihaddır. (Hz. Hüseyin (r.a))
Haksızlığa baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar. (Hz. Ali (r.a))
Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı, ölümünden sonra anılmaz. (Şeyh Sadi)
Hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir. (Hz. Ali (r.a))
Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. (İmam Gazali)
Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor. (Abdulhamid Han)
En büyük felaketler içinde bile ümidini kaybetme, unutma ki ilik, www.tugbam.com sert kemiğin içinden çıkar. (Hafız Şirazi)
Cahillerin kalbi dudaklarında, alimlerin dudakları kalplerindedir. (Hz. Ali (r.a))
Her kalbin çarpıntısı kendi ecelinin ayak sesleridir. (Beyazidi Bestami)
kapak-sozler.blogspot.com

Vakıa Suresi

Vakıa Suresi Fazileti

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:


"Her kim her gece Vakıa Suresini okursa, ona asla fakirlik isabet etmez."

"Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Onu okuyunuz ve o sureyi kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretiniz.

Vakıa suresi oldukça etkili ve kuvvetli bir suredir. İslam alimleri bu sure için sürekli okumayı alışkanlık eden kimselerin dünyada huzura ve rahat ereceği, dünya nimetlerinden faydalanacağından,  Sabah ve akşam okunduğu taktirde kişinin açlık yada diğer sıkıntılardan uzak bir hayat süreceği bahsedilmektedir.

Ölüm döşeğinde olan bir kimseye münkar ve nekir melekleri sual sorduğu sırada Vakıa suresi okunursa sorulara cevap vermesi kolaylaşır.

Helal rızık, fakirlik çekmemek ve zahmete girmeden kazanç isteyen kimseler bu duayı günde 40 defa 40 gün boyunca okuduğu taktirde Allah’u Teala onu muradına nail eder

İkindi ve akşam namazlarından sonra bol ve helal kazanç için okunması önerilmiştir. İkindi namazının ardından 14 defa, akşam namazlarının ardından okunması tavsiye edilir.

Bazı islam alimleri ise vakıa suresinin ölen bir kimsenin üzerine okunması halinde üzerindeki kabir azabını hafifleteceğini, Ölmekte olan bir kimseye okunması halinde ise Allah’ın izni ile imanla dünya hayatını sonlandıracağı söylenmiştir.

Vakıa Suresi Okunuşu
 

Bismillâhirrahmânirrahîm

İzâ ve kaatil vâkıah (vâkıatu)

Leyse li vak’atihâ kâzibeh (kâzibetun)

Hâfidatun râfiah (râfiatun)

İzâ ruccetil ardu reccâ(reccen)

Ve bussetil cibâlu bessâ (bessen)

Fe kânet hebâen mun bessâ (bessen)

Ve kuntum ezvâcen selâseh (selâseten)

Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneti

Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emeti

Ves sâbikûnes sâbikûn (sâbikûne)

Ulâikel mukarrebûn (mukarrebûne)

Fî cennâtin naîm (naîmi)

Sulletun minel evvelîn (evvelîne)

Ve kalîlun minel âhirîn (âhirîne)

Alâ sururin mevdûnetin.

Muttekiîne aleyhâ mutekâbilîn (mutekâbilîne)

Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn (muhalledûne)

Bi ekvâbin ve ebârîka ve ke’sin min maîn (maînin)

Lâ yusaddeûne anhâ ve lâ yunzifûn (yunzifûne)

Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûn (yetehayyerûne)

Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn (yeştehûne)

Ve hûrun înun

Ke emsâlil lu’luil meknûn (meknûni)

Cezâen bi mâ kânû ya’melûn (ya’melûne)

Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmâ (te’sîmen)

İllâ kîlen selâmen selâmâ (selâmen)

Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemîn (yemîni)

Fî sidrin mahdûd (mahdûdin)

Ve talhın mendûd (mendûdin)

Ve zıllin memdûd (memdûdin)

Ve mâin meskûb (meskûbin)

Ve fâkihetin kesîrah (kesîretin)

Lâ maktûatin ve lâ memnûah (memnûatin)

Ve furuşin merfûah (merfûatin)

İnnâ enşe’nâ hunne inşââ (inşâen)

Fe cealnâ hunne ebkârân (ebkâren)

Uruben etrâbâ (etrâben)

Li ashâbil yemîn (yemîni)

Sulletun minel evvelîn (evvelîne)

Ve sulletun minel âhırîn (âhırîne)

Ve ashâbuş şimâli mâ ashâbuş şimâl (şimâli)

Fî semûmin ve hamîm (hamîmin)

Ve zıllin min yahmûm (yahmûmin)

Lâ bâridin ve lâ kerîm (kerîmin)

İnnehum kânû kable zâlike mutrefîn (mutrefîne)

Ve kânû yusirrûne alel hınsil azîm (azîmi)

Ve kânû yekûlûne e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâ men e innâ le meb’ûsûn (meb’ûsûne)

E ve âbâunel evvelûn (evvelûne)

Kul innel evvelîne vel âhirîn (âhirîne)

Le mecmûûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûm (ma’lûmin)

Summe innekum eyyuhed dâllûnel mukezzibûn (mukezzibûne)

Le âkilûne min şecerin min zakkumin

Fe mâ liûne minhel butûn (butûne)

Fe şâribûne aleyhi minel hamîm (hamîmi)

Fe şâribûne şurbel hîm (hîmi)

Hâzâ nuzuluhum yevmed dîn (dîni)

Nahnu halaknâkum fe lev lâ tusaddikûn (tusaddikûne)

E fe reeytum mâ tumnûn (tumnûne)

E entum tahlukûnehû em nahnul hâlikûn (hâlikûne)

Nahnu kaddernâ beynekumul mevte ve mâ nahnu bi mes- bûkîn (mesbûkîne)

Alâ en nubeddile emsâlekum ve nunşiekum fî mâ lâ ta’lemûn (ta’lemûne)

Ve lekad alimtumunneş etel ûlâ fe lev lâ tezekkerûn (tezekkerûne)

E fe reeytum mâ tahrusûn (tahrusûne)

E entum tezre ûnehû em nahnuz zâriûn (zâriûne)

Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûn (tefekkehûne)

İnnâ le mugremûn (mugremûne)

Bel nahnu mahrûmûn (mahrûmûne)

E fe reeytumul mâellezî teşrebûn (teşrebûne)

E entum enzeltumûhu minel muzni em nahnul munzilûn (munzilûne)

Lev neşâu cealnâhu ucâcen fe levlâ teşkurûn (teşkurûne)

E fe reeytumun nârelletî tûrûn (tûrûne)

E entum enşe’tum şeceretehâ em nahnul munşiûn (munşiûne)

Nahnu cealnâhâ tezkireten ve metâan lil mukvîn (mukvîne)

Fe sebbih bismi rabbikel azîm (azîmi)

Fe lâ uksimu bi mevâkiin nucûm (nucûmi)

Ve innehu le kasemun lev ta’lemûne azîm (azîmun)

İnnehu le kur’ânun kerîm (kerîmun)

Fî kitâbin meknûn (meknûnin)

Lâ yemessuhû illel mutahherûn (mutahherûne)

Tenzîlun min rabbil âlemîn (âlemîne)

E fe bi hâzel hadîsi entum mudhinûn (mudhinûne)

Ve tec’alûne rızkakum ennekum tukezzibûn (tukezzibûne)

Fe lev lâ izâ belegatil hulkûme (hulkûme)

Ve entum hîne izin tenzurûn (tenzurûne)

Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûn (tubsirûne)

Fe lev lâ in kuntum gayre medînîn (medînîne)

Terciûnehâ in kuntum sâdikîn (sâdikîne)

Fe emmâ in kâne minel mukarrebîne (mukarrebîne)

Fe revhun ve reyhânun ve cennetu naîm (naîmin)

Ve emmâ in kâne min ashâbil yemîn (yemîni)

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn (yemîni)

Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn (dâllîne)

Fe nuzulun min hamîm (hamîmin)

Ve tasliyetu cahîm (cahîmin)

İnne hâzâ le huve hakkul yakîn (yakîni)

Fe sebbih bismi rabbikel azîm (azîmi)

Rahman ve Rahim Olan ALLAH’ın Adıyla


Onun vuku bulmasını yalanlayan (kimse) yoktur

O vakıa (müthiş olay) vuku bulduğu zaman

O; alçaltıcıdır, yükselticidir

O zaman arz (yeryüzü) şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmıştır.

Ve dağlar ufalanarak parçalanmıştır.

Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline gelmiştir.

Ve (o zaman) siz üç sınıfa ayrılmış olursunuz.

İşte ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sağından verilen cennetlikler], (ama) ne ashabı meymene!

Ve ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) solundan verilen cehennemlikler], (ama) ne ashabı meşeme!
Ve sabikunlar (hayırlarda yarışıp ileri geçenler), sabikunlar.

İşte onlar (sabikunlar). Mukarrip (Allah'a yaklaştırılmış) olanlardır.

(Onlar), naim cennetlerindedirler

(Onlar), evvelkilerden bir ümmettir

Ve (onların) birazı sonrakilerdendir

Altın ile örülmüş, mücevherlerle (inci ve yakutla) süslenmiş tahtlar üzerinde

Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır (mukarrebun olanlardır)

Onların etrafında halidun olan (ölümsüz) gençler dolaşır

Akan pınarlardan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve billur kadehler ile

Ondan (o şaraptan) başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar

Ve arzu ettikleri meyvelerden

Ve canlarının çektiği kuş etlerinden (sunulur)

Ve harika güzel gözlü huriler (vardır)

Sanki saklanmış inci tanesi gibi

Yapmış olduklarının mükâfatı olarak

Orada boş bir söz işitmezler ve günaha girmezler.

Sadece selâm, selâm sözü söylenir.

Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) sağından verilenler], (ama) ne ashabı yemin!

(Ashabı yemin), dikensiz sedir ağaçları arasında.

Ve meyveleri kat kat dizili muz ağaçları (arasında).

Ve uzayan gölgeler (içinde).

Ve çağlayan sular (arasında).

Ve pekçok meyveler (arasında).

Eksilmeyen ve yasaklanmayan.

Ve yüksetilmiş döşeklerdedirler (tahtlardadırlar).

Muhakkak ki Biz, onları yeni bir inşa (yaratılış) ile inşa ettik (yarattık).

Böylece Biz, onları bakireler kıldık.

Eşlerine düşkün, aynı yaşta olarak.

Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri (hayat filmleri) önünden ve sağından verilenler] için.

(Onlar) evvelkilerden bir ümmettir.

Ve de sonrakilerden bir ümmettir.

Ve ashabuş şimal [şeamet (kötülük), meşeme sahipleri, amel defteri (hayat filmleri) sollarından verilenler, cehennemlikler], (ama) ne ashabuş şimal!

(Ashabuş şimal), semum (iliklere işleyen bir sıcaklık) ve hamim (kaynar su) içindedir.

Ve kara dumandan bir gölge ki.

Ne serinleticidir ne de rahatlatıcıdır.

Muhakkak ki onlar, daha önce mutrafi idiler (varlık içinde zevklerine dalmışlardı).

Ve onlar, büyük günahta ısrar ediyorlardı.

Ve şöyle diyorlardı: “Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı? Biz gerçekten, mutlaka beas mı edileceğiz (yeniden mi diriltileceğiz)?”


Ve evvelki (bizden önce ölen) babalarımız (atalarımız) da mı?

De ki: “Muhakkak ki evvelkiler ve sonrakiler de (diriltilecek).”

Malûm (bilinen) günün, belirlenmiş bir vaktinde mutlaka toplanılmış olacaklardır.

Sonra siz, ey gerçekten dalâlette olan yalanlayıcılar!

Siz mutlaka zakkum ağacından yiyecek olanlarsınız.

Böylece karınlarını onunla dolduracak olanlarsınız.

Sonra da onun üzerine hamimden (kaynar sudan) içecek olanlarsınız.

Öyle ki, içtikçe susayan hasta develerin içişi gibi içecek olanlarsınız.

(İşte) bu, onların dîn günündeki ziyafetleridir.


Sizi Biz, Biz yarattık. Hâlâ tasdik etmiyorsanız.


Öyleyse akıttığınız meni nedir, gördünüz mü (ne olduğunu idrak ettiniz mi)?

Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan Biz miyiz?


Sizin aranızda ölümü Biz, Biz takdir ettik. Ve Biz, önüne geçilmiş (veya geçilebilecek) olan değiliz (bu takdirimizi kimse bozamaz).

Sizin (dünya hayatındaki) emsallerinizi (bedenlerinizi), (ölümle) değiştirmemiz ve (ahiret âlemi için) sizi, bilmediğiniz bir şekilde (yeniden) yaratmamızda (Bizi geçecek yoktur).


Ve andolsun ki, ilk neş'eti (yaratılışı) bildiniz, hâlâ tezekkür (tefekkür) etmiyorsanız.

Öyleyse ektiğiniz ekin nedir (onu) gördünüz mü? (Her bitkinin tohumundan kendi türüne has yeni bir bitkinin yetişmesi için gerekli olan şifrelerin ve gelişim programının, ektiğiniz tohum içinde saklı olduğunu biliyor musunuz, idrak ediyor musunuz?)
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa onu yetiştiren Biz miyiz?

Eğer Biz dileseydik, elbette onu kuru ot kılardık (yapardık). O zaman siz şaşırıp kalırdınız.

Gerçekten biz ziyana uğrayanlarız.

Hayır, biz mahsulden (üründen) mahrum bırakılanlarız (derdiniz).

Ayrıca siz, o içiyor olduğunuz suyu gördünüz mü?


Onu (suyu) bulutlardan siz mi indirdiniz, yoksa indiren Biz miyiz?

Eğer dileseydik, onu acı kılardık (yapardık), öyle ise (niçin) hâlâ şükretmiyorsunuz?

Ayrıca o yaktığınız ateşi gördünüz mü?

Onun ağacını siz mi inşa ettiniz, yoksa inşa eden (halkeden) Biz miyiz?

Biz, onu (ateşi) bir ibret ve çöl yolcuları (sahrada konaklayanlar) için bir meta (ısı ve ışık kaynağı) kıldık.

Artık Rabbini “Azîm” ismi ile tesbih et.


Artık hayır! Yıldızların mevkilerine yemin ederim.

Ve muhakkak ki o, gerçekten çok büyük bir yemindir, keşke bilseniz.

Muhakkak ki O, gerçekten Kerim olan Kur'ân'dır (Kur'ân-ı Kerim'dir).

Mahfuz (korunmuş) olan bir Kitap'tadır (Levhi Mahfuz'dadır).

O'na, tahir olanlardan (maddî ve manevî arınanlardan) başkası dokunamaz.


Alemlerin Rabbi tarafından (kısım kısım, âyet âyet) indirilmiştir.

Yoksa siz, bu söze inanmayan, şüphe eden kimseler misiniz?

Ve siz, yalanlamış olmanızı kendinize rızık ediniyorsunuz. (Kur'ân'daki sözlerin âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğinden şüphe ettiğiniz için rızkınız, nasibiniz sadece yalanlamak oluyor.)

O halde can boğaza gelmiş olsa değil mi ki (siz öylece).

Ve siz, o anda (ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece) bakarsınız.

Ve Biz, ona sizden daha yakınız fakat siz görmezsiniz.

Öyleyse eğer siz (amellerinizin karşılığında) ceza görecek kimseler değil iseniz.

Eğer siz sadıklarsanız, onu geri çevirirsiniz.

Fakat o eğer mukarrebin olanlardan (Allah'a yakın olanlardan) ise.

O taktirde, ferahlık, huzur, güzel kokulu bitkiler ve naim cenneti vardır.

Fakat yemin sahiplerinden (ashabı yeminden yani hayat filmleri sağından verilenlerden) ise.
O zaman ashabı yeminden (hayat filmleri sağından verilenlerden) “sana selâm olsun” (denir).

Ve fakat dalâlette olan ve yalanlayanlardan ise.

O taktirde kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Ve alevli ateşe atılma vardır.

Muhakkak ki bu (anlatılanlar), elbette o (verilen haberler), Hakk'ul yakîn'dir (yakîn olan haktır, kesin olarak gerçektir).

Artık Rabbini “Azîm” ismi ile tesbih et.
 

Vakıa Suresi Dinle




Vakıa Suresi Arapça Okunuşu

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ﴿١﴾ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ﴿٢﴾ خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ﴿٣﴾ اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجاًّۙ﴿٤﴾ وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَساًّۙ﴿٥﴾ فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثاًّۙ﴿٦﴾ وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ﴿٧﴾ فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ﴿٨﴾ وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ﴿٩﴾ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ﴿١٠﴾ اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ﴿١١﴾ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ﴿١٢﴾ ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ﴿١٣﴾ وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ﴿١٤﴾ عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ﴿١٥﴾ مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ﴿١٦﴾ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ﴿١٧﴾ بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ﴿١٨﴾ لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ﴿١٩﴾ وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ﴿٢٠﴾ وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ﴿٢١﴾ وَحُورٌ ع۪ينٌۙ﴿٢٢﴾ كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ﴿٢٣﴾ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ﴿٢٤﴾ لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا تَأْث۪يماًۙ﴿٢٥﴾ اِلَّا ق۪يلاً سَلَاماً سَلَاماً﴿٢٦﴾ وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ﴿٢٧﴾ ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ﴿٢٨﴾ وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ﴿٢٩﴾ وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ﴿٣٠﴾ وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ﴿٣١﴾ وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ﴿٣٢﴾ لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ﴿٣٣﴾ وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ﴿٣٤﴾ اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ﴿٣٥﴾ فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَاراًۙ﴿٣٦﴾ عُـرُباً اَتْـرَاباًۙ﴿٣٧﴾ لِاَصْحَـابِ الْيَم۪ينِۜ ۟﴿٣٨﴾ ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ﴿٣٩﴾ وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ﴿٤٠﴾ وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ﴿٤١﴾ ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ﴿٤٢﴾ وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ﴿٤٣﴾ لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ﴿٤٤﴾ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ﴿٤٥﴾ وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ﴿٤٦﴾ وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ﴿٤٧﴾ اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ﴿٤٨﴾ قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ﴿٤٩﴾ لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ﴿٥٠﴾ ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ﴿٥١﴾ لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ﴿٥٢﴾ فَمَالِـؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ﴿٥٣﴾ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ﴿٥٤﴾ فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ﴿٥٥﴾ هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ﴿٥٦﴾ نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟﴿٥٧﴾ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ﴿٥٨﴾ ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ﴿٥٩﴾ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ﴿٦٠﴾ عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ﴿٦١﴾ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ﴿٦٢﴾ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ﴿٦٣﴾ ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ﴿٦٤﴾ لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَاماً فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ﴿٦٥﴾ اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ﴿٦٦﴾ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ﴿٦٧﴾ اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ﴿٦٨﴾ ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ﴿٦٩﴾ لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجاً فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ﴿٧٠﴾ اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ﴿٧١﴾ ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَـهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ﴿٧٢﴾ نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعاً لِلْمُقْو۪ينَۚ﴿٧٣﴾ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟﴿٧٤﴾ فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِـعِ النُّجُومِۙ﴿٧٥﴾ وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ﴿٧٦﴾ اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ﴿٧٧﴾ ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ﴿٧٨﴾ لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ﴿٧٩﴾ تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ﴿٨٠﴾ اَفَبِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ﴿٨١﴾ وَتَجْعَلُونَ رِزْقَـكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ﴿٨٢﴾ فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ﴿٨٣﴾ وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ﴿٨٤﴾ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰـكِنْ لَا تُبْصِرُونَ﴿٨٥﴾ فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَد۪ين۪ينَۙ﴿٨٦﴾ تَرْجِعُونَـهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ﴿٨٧﴾ فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ﴿٨٨﴾ فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ﴿٨٩﴾ وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ﴿٩٠﴾ فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ﴿٩١﴾ وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ﴿٩٢﴾ فَنُزُلٌ مِنْ حَم۪يمٍۙ﴿٩٣﴾ وَتَصْلِيَةُ جَح۪يمٍۙ﴿٩٤﴾ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَق۪ينِۚ﴿٩٥﴾ فَسَبِّـحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ﴿٩٦﴾

 

Yemek Duları

Yemek Duları 

Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillah elhamdülillah,elhamdülillah illezi et amena vesakana ve cealena minel müslimin . ni'meti celilullah berekati halilullah şefaat ya resulallah. nasib-i cennet daim-i devlet erenlerden immet sofralara bereket ölenlere rahmet kalanlara sağlık selamet .allahümme zid vela tenkus bi hurmeti suretil fatiha.

Başka bir dua:

Ya Rabbi! Bize verdiğin bütün nimetlerden dolayı sana şükrediyoruz.Bizi Şükredenlerden eyle! Nankörlerden eyleme! Ya Rabbi! Fayda vermeyen ilimden,korkmayan kalpten,doymayan gözden,kabul olunmayan duadan sana sığınırız, Senden ;sıhhat afiyet ve ahlakın en güzelini dileriz,işlerimize kolaylık,kalplerimize genişlik,sofralarımıza bereket ver. El-Fatiha

Diğer bir dua

Elhamdü lillâlillezi et'amenâ ve sekanâ ve cealenâ minel müslimin et'amene-Allâhü min taâm-il cenneti. Ve sekanâ-Âllâhü min şarâb-il kevseri ve zevvecnâ-Allâhu bihûril'ayni. Bi-hürmetil enbiyâi velmürseline velhamdü lillâhi Rabbil âlemin.

Türkçe anlamı: 

Bizleri yediren, içiren ve İslâmiyetle müşerref kılan Allâhü Teâlâ'ya şükürler olsun. Cümle peygamberlerin hakkı için bizleri Cennet taamından yedir, Kevser şurubundan içir ve Cenetteki Hurilerle evlendir. Âlemlerin Rabbi olan Allâhü Teâlâ'ya hamd olsun.

Başka bir dua:

(Allahümmerzuknâ ıyşen bilâ belâin, ve amelen bilâ riyâin, ve dînen bilâ hevâin, ve afven bile ikâbin, ve mağfiraten bilâ azâbin, ve cenneten bilâ hisâbin, ve rü'yeten bilâ hicâbin, bilütfike ve keremike yâ ekremel ekremine veyâ erhamerrâhimin. Ni'meti celîlullah, bereketi halîlullah, şefaat yâ Resulellah. Elhamdülillâhillezi et'amenâ vesekânâ ve cealenâ minel-müslimin. Verahmetullahi ve berekâtühu alâ sâhibit-taâm vel-âkilin vel-hâdimin vel-hâzirin. Allahümme zid velâ tenkus bini'metike bihürmetil-fâtiha)

Türkçe Anlamı:
"Ey Allah'ım! Belâsız bir geçim, riyâsız bir amel, hevâsız bir din, cezasız bir af, azapsız bir bağışlama, hesapsız bir cennet ve perdesiz bir rü'yet ile bizi rızıklandır. Lütfunla ey keremlilerin en keremlisi ve ey merhametlilerin en merhametlisi!

Allah'ın celâletinin nimeti, Allah'ın Halil'inin bereketi, şefaat ey Allah'ın Resul'ü!
Bize yedirip içiren ve bizi müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun!
Allah'ın rahmeti ve bereketi yemek sahibine, yiyenlere, hizmet edenlere ve hazır olanlara olsun.
Allah'ım! Nimetini çoğalt, eksiltme bihürmetil-fâtiha."

namaz sözleri resimli namaz sözleri hz.muhammet sav sözleri dini

Güzel Sözler


resimli namaz sözleri sayfamızı inceleyerek sosyal medya hesaplarınızda arkadaş çevreniz ile kapak sözler paylaşabilirsiniz. Sayfamızda güzelsözler  resimli ve resimli sözler yazılı resimleri bulabilirsiniz.